Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, füzelerin gölgesindeki Körfez turunu tamamladı. Suudi Arabistan, Katar ve BAE'yi kapsayan 55 saatlik bu kritik ziyaret, sadece bir diplomasi trafiği değil, bölgede Türkiye merkezli yeni bir stratejik dengenin de habercisi oldu
■ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Çarşamba 13:30'da başlayan Körfez turu, cuma gecesi saat 20.55'te sona erdi.
Yaklaşık 55 saatte, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ziyaret edildi.
Bu gezinin kısa, orta ve uzun vadeli kazanımları oldu.
UZUN VADELİ KAZANIM, BÖLGESEL SAHİPLENME
■ Sayfada gördüğünüz fotoğraf Riyad'da çekildi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın ikili görüşmeleri, 24:00'te başlayan ve üç saat süren dışişleri bakanları zirvesinin ardından çekildi. Fotoğrafta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan dışında, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal Bin Ferhan, Muhammed İshak Dar ve Mısır Dışişleri Bakanı Nedr Abdulati var.
■ Hem ikili görüşmeler hem de saatler süren bir zirvenin ardından dört dışişleri bakanı neden yan yana gelir sorusuna bir hatırlatmada bulunarak cevap vereyim:
Ocak ayı ortalarında uluslararası ajanslara düşen bir haber vardı. O haberde Pakistan Savunma Üretimi Bakanı Raza Hayat Harraj yaklaşık bir yıl süren görüşmelerin ardından Suudi Arabistan ve Türkiye'yle üçlü bir savunma anlaşması taslağı hazırladıklarını söylemişti. O dönem konuyu çalıştığımızda üzerinde çalışılan taslağın Pakistan ve Suudi Arabistan'ın geçen yıl duyurduğu ikili mutabakattan ayrı olduğu sonucuna varmıştık.
■ Bu uluslarasın haberin ardından farklı açıklamalar gelmiş, konu unutulur gibi olmuştu ama görünen o ki diplomasi devam etmiş. Üstelik böyle bir anlaşmadan rahatsız olacağına dair iddialarda bulunulan Mısır'ı da şimdi masada gördük.
■ Yanlış anlaşılmasın, bu fotoğraf karesi için bir ittifak müzakeresi demek doğru olmaz ama böyle bir bölgesel ittifaka dair fikir jimnastiği olan ülkelerin birbirine yaklaşmaya devam etmesi anlamına geliyor bu kare. Elbette her ittifakın artıları ve eksileri olur. Mesela Pakistan sorunlu Hindistan'ın böyle bir ittifakı nasıl algılayacağı diğer ülkeler tarafından enine boyuna düşünülecektir. Dolayısıyla yarın değilse de uzun vadede de böyle bir bölgesel ittifak fikrinin masada olduğunu söyleyebiliriz.
■ Türkiye, NATO üyesi, bölgesel ittifaklara üye olamaz düşüncesi yanlış bir düşünce. NATO üyesi Yunanistan'ın NATO üyesi olmayan Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail ile kurduğu ittifak hatta ortak müdahale gücü hazırlama çabasına bakmak bile Türkiye'nin böyle bir ittifakın parçası olamayacağı tezini boşa çıkarmaya yeterli...
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın okuduğu kitaplar...
Geçmişte okuduğu ya da okuduğu düşünülmesi istenen kitapları masalarının en görünen yerine koyan ve o kitaplarının adlarının görülebildiği fotoğrafları servis ettiren siyasetçiler görmüştük.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan farklı bir siyasetçi.
Uçakta koltuğunun yanında ters çevrilmiş halde duruyordu bu iki kitap, görebilir miyiz diye sordum, kitapları öyle görebildik.
Greek To Us: The Fascinating Ancient Greek That Shapes Our World adlı kitap 2026 basımı. Antik Yunan medeniyetinin günümüz dünyasını nasıl etkilediğini anlatıyor. Bu kitabı 10 gün önce Londra'nın en büyük kitapçısında en çok satanlar listesinde görmüştüm.
Dün özetine tekrar baktım, sadece felsefeden söz etmiyor bu kitap astronotun kelime anlamıyla "göklerin denizcisi" demek olduğunu, timsahların kurbanlarını yerken ağladığına dair eski bir Yunan inanışından gelen "timsah gözyaşı" sözüne kadar içerisinde bilgiler saklı.
Hakan Fidan'ın okumasında birinci kitabı anlamlı kılan aslında ikinci kitap:
Kitabın adı The White Pedestal: How White Nationalists Use Ancient Greece and Rome to Justify Hate
Bu kitap beyaz milliyetçi düşüncenin, ABD ve Avrupa'da gördüğümüz, Beyaz- Hristiyan adam fikrini savunanların şiddet içeren ve baskıcı siyasetlerine zemin oluşturmak adına Antik Yunan ve Roma'yı nasıl kullandıklarını anlatıyor.
İran'da süren savaş Avrupa'da aşırı sağın iktidar koşusunu hızlandıracak ve görünen o ki, Dışişleri Bakanı Fidan, zihnini o günlere hazırlıyor...
Kısa ve orta vadeli kazanımlar...
■ Kısa vadeli birinci kazanım, savaş zamanı, herkes kaçmaya çalışır, vatandaşlarını tahliye ederken en fazla vurulan iki ülke Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde olmanın Türkiye'ye sağladığı büyük prestij oldu. Bakan Fidan, iki ülkede de sadece mevkidaşlarıyla görüşmedi aynı zamanda en üst düzeyde kabul gördü. Ülke liderlerin güvenlik gerekçesiyle farklı adreslerde bulunduğu bir dönemde bunlar yapılması çok zor olan görüşmelerdi. Türkiye'nin bu adımından sonra bölgedeki diğer ülkelerinde benzer bir tur hazırlığına başladığını öğrenmek şaşırtıcı olmadı.
■ Kısa vadeli tek kazanım sadece prestij olmadı. Türkiye sadece İran'ın saldırılarını haksız bulduğunu söylemekle kalmadı aynı zamanda ABD-İsrail'in İran'a yönelik savaşının da haksız olduğunu kayıtlara geçirdi. Zirve bildirisine bölgedeki yayılmacı politikalara karşı olunduğu, ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini belirten ifadelerin de girmesini sağladı. Vurulan, can kaybı yaşayan, güvenliği sorgulanan, yatırımları kaybetme riski olan, her füze için havaya milyonlarca dolar savuran, enerji tesislerindeki zarar on milyarlarca doları bulan öfkeli ve yaralı ülkelerin arasında sağduyunun sesi olundu. Bugüne kadar daha çok Arap milliyetçiliği üzerinden şekillenen Körfez stratejisi, şimdi Türkiye gibi bölgesel bir güce kapıyı ardına kadar açtı. Bu savaştan sonra kurulacak masada Ankara'nın söz sahibi olmasını sağlayacak unsur olacak.

19