Almanya ekonomik olarak halen büyük bir ülke, tartışmak hata olur.
Ancak Almanya, büyüklük iddiasını her zaman demokrasi ve insan hakları konusundaki hassasiyetine bağlar.
İsrail'in uluslararası sularda ve Gazze'ye yüzlerce mil mesafedeki Sumud Filosu'na hukuksuz baskınında kullandığı korvet sınıfı savaş gemileri Alman tersanelerinde yapıldı, Sadece yapılmakla kalmadı, Alman Hükümeti bu gemilerin inşaat maliyetinin belirli kesimini de üstlendi.
Berlin sadece gemileri üretmekle kalmadı, üzerindeki sistemlere de imza attı.
Mesela Rheinmetall tarafından üretilen ve gemiyi korumaya yarayan MASS Sistemi de Alman yapımı.
Geminin üzerindeki diğer silah sistemleri de ABD, İsrail, İtalya yapımı olan sistemler.
Berlin, Gazze'deki soykırım dahil İsrail'e ne yaptırım uyguladı ne de AB'nin yaptırım uygulamasına izin verdi.
Şimdi dünyanın gözünün içine baka baka yapılan korsanlık eyleminde de Alman yapımı silahlar ve gemiler kullanıldı.
Daha önemlisi bu yüz milyonlarca dolar değerindeki siparişin yüzde 20'si Alman vergi mükelleflerince karşılandı.
Berlin, halen büyüklük iddiasını sürdürmek istiyorsa bu korsanlığa karşı sesini çıkarmak zorunda.
Demokrasi ve insan hakları üzerinden büyüklük iddiası ile Almanya'nın Yahudi Soykırımı'ndan duyduğu utancın çeliştiği noktada Berlin'in atacağı adım, Almanya'nın ne olup olmadığını hepimize gösterecek...
Yunanistan'a kızmak ya da anlatmak...
İsrail'in Yunanistan ile yaptığı anlaşmalara dayanarak uluslararası sularda yaptığı korsanlık Atina'yı da zor durumda bıraktı.
Yunanistan halkı İsrail'in Gazze'deki soykırımına karşı durmuş bir halktır, SUMUD korsanlığını da karşı olduklarına da eminim.
Tel Aviv'e duyulan öfkeyi aynen Atina'ya yansıtmak hata olur.
Öfkelenmek yerine Yunanistan'a İsrail ile bu kadar yakın bir ilişki kurmanın yol açacağı maliyetleri anlatmak lazım.
İsrail, NATO üyesi Türkiye ile savaşa giremez ama iki NATO üyesi, Türkiye ve Yunanistan'ın çatışması için elinden geleni yapar.
Sahip olduğu teknolojik imkanlarla İsrail, yarın, Türkiye'den Yunanistan'a bir füze fırlatıldığına dair radar izi oluştursa, ardından da Türkiye'den fırlatılan füzeyi kendi füzeleriyle imha ettiğini iddia etse, Atina ne yapacak
Böyle bir ortamda, Yunanistan'da tek bir siyasetçi bile acaba bir provokasyon var mı diye sormaya cesaret edemez, bu iş savaşa dönüşür.
Türkiye ile Yunanistan savaşırsa bu işten kim karlı çıkar, elbette İsrail.
Bir yandan Türkiye'yi sahada ve diplomaside meşgul edip diğer yandan Yunanistan'a daha fazla silah satıp, egemenlik hakkını daha çok ihlal ederler.
Atina'nın İsrail'e ödediği tek bedelin sadece milyarlarca dolar olmadığını anlaması lazım.
İsrail, Türkiye ile korkutarak Yunanistan'ın egemenliğine ve dünyada algılanışına zarar veriyor, daha da verecek...
Şiddetin sıfırnoktası neresi..
Yaşadığımız şiddet salgınını çoğumuz okul saldırılarından sonra fark ettik.
Sorunun farkına vardık ama bulduğumuz çözümler, bilgiye değil ezberlerimize dayanıyor.
ABD'deki ilk okul baskını 20 Nisan 1999'da yaşandı, 12 öğrenci ve bir öğretmen öldürüldü.
Modern tarihin ilk okul saldırısı olarak bilinen "Columbine Lisesi Katliamı" daha sonra başka saldırılara da ilham kaynağı oldu.
Olayın kökleri araştırıldığında saldırganlardan birisi olan Eric Harris'in 15 yaşında America Online (AOL)'da oluşturduğu web sitesine ulaşıldı.
İlk başta bireysel nişancılık oyunu Doom ve Quake'e dair bilgiler içeren bu sitenin zaman içerisindeki dönüşümü fark edildi.
Saldırıya kadar geçen 3 yılda Eric Harris ve diğer saldırgan Kylan Delebod, okul kompozisyonları da dahil olmak üzere planladıkları büyük katliama dair onlarca ip ucu bıraktılar ama kimse bu durumun farkına varmadı.
İki saldırganın amacı ABD'nin en büyük can kaybına yol açan eylemini yapmaktı ve bunun için çok ciddi bir çaba da harcadılar ama yerleştirdikleri bombaların patlamaması katliamdaki can kaybı sayısını azalttı.

27