Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif
■ İçerisinde bilgi olmayan, abartıya dayanan yorumların Türkiye'ye zarar vermeye başladığı bir noktaya geldik işte.
■ Mesela Türkiye'nin Yunanistan'a ait 12 Ada'yı Türk toprağı yapmak, Batı Trakya'yı Türkiye sınırlarına dahil etmek ya da Ege Denizi'ni Türk gölü yapmak gibi bir politikası yok. Türkiye'nin Yunanistan'dan talebi uluslararası anlaşmalara uyması, silahlandırılması yasak olan adalardaki silahlarını çekmesi, Ege'yi Yunan Gölü yapacak adımlardan kaçınması ve yarı kapalı denizlerde sınır çizimini uluslararası yargı kararlarındaki gibi "hakkaniyet ilkesine" göre yapmasıdır. Sanal medyayı kimse ciddiye almıyor ama televizyonda ya da gazetelerdeki yorumlarda "Alırız, 48 saatte Atina bizim olur" gibi cümleler kurmak uzun vadede Türkiye'ye zarar veriyor.
■ Mesela Türkiye'nin Kudüs'e Türk bayrağı dikmek gibi bir politikası yok. Aksine Ankara için Doğu Kudüs, 1967 sınırları temelinde kurulacak Filistin Devleti'nin başkentidir. Türkiye'nin, Kudüs'teki Başkonsolosluğu da İsrail nezdinde değil, doğrudan Filistin Devleti nezdinde Büyükelçilik düzeyinde akredite edilmiştir. Aksi yönde, Kudüs'ün manevi değerinin verdiği coşkuyla kurulan her cümle İsrail'in eline bir koz veriyor.
Tel Aviv, bu yorumları ve cümleleri Türkiye'nin Arap ülkeleriyle ilişkilerini zedelemek adına Yeni Osmanlıcılık adıyla her yerde dolaşıma sokuyor.
■ Bu zarar verici abartının son örneği Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması. Bu anlaşmayı "İslam NATO'su" diye yorumlayanlar oldu.
Bu yorum İsrail ve Yunanistan'ın ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramaz.
Cuma günü imzalanan anlaşmada ülkelerin ordularını tek bir merkezden yöneten üst bir komuta zinciri var mı, yok. Oysa NATO'nun Avrupa Müttefik Yüksek Komutanlığı gibi bir merkezi ve emrinde üye ülkelerden oluşan askeri güçler var. Anlaşma üçüncü bir ülkeyi ya da inanç grubunu hedef alan saldırgan bir blok kurmuyor, kolektif caydırıcılığı ve savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
■ Sırf muhalefet etmek adına aksi yöndeki yorumlar, bu anlaşmanın NATO üyeliğiyle çeliştiği yolundaki yorumlar da baştan sona yanlış. NATO üyesi Yunanistan, Hindistan ile Şubat 2026'da 5 yıllık askeri iş birliği yol haritası imzaladı. Bu anlaşma Akdeniz ve deniz güvenliği ekseninde rahatsız edici sayılacak bir anlaşmaydı.
■ Fransa, NATO üyesi olmayan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle askeri iş birliği anlaşması imzaladı. Türkiye'nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile kurduğu ittifak herhangi bir NATO üyesine karşı değil ama Fransa, NATO üyesi Türkiye'ye karşı bir anlaşmaya imza atmış oldu. Ulusal güvenlik çıkarlarını ve garantörlük haklarını çiğneyerek GKRY ile askeri ittifaka girmesi, bu NATO'nun "bölünmez güvenlik" ilkesine aykırı siyasi bir tutum. Aynı zamanda Doğu Akdeniz bölgesindeki istikrarı da baltalayan bir anlaşma. Yine bir başka NATO üyesi ABD'nin Pasifik'te kurduğu bölgesel ittifaklar ve ortak savunma anlaşmaları var. Yani abartının iki hali de sıkıntılı ve yanlış sonuçlar veriyor.

26