İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi'nde (İAOSB) son dönemlerde neler olup bittiğine bakayım dedim, vallaha ağzım açık kaldı. Öyle müthiş projeler, öyle önemli dönüşümler, öyle stratejik yöntemlerle karşılaştım ki, bölge yöneticilerini alkışlamaktan kendimi alamadım.
* 1982 yılında temelleri atılan..
* Bugün 650 sanayi parselinde üretim yapan..
* 55 bin kişiye istihdam sağlayan..
* Yılda 4,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren.. İAOSB, artık sıradan bir organize bölgesi olmaktan çıkmış, ülkemizde ve hatta dünyada örnek gösterilebilecek yeni nesil bir sanayi ve kalkınma alanı haline evrilmiş.
✰ ✰ ✰
Peki, nasıl olmuş bütün bu devrimler, kısaca anlatmaya çalışayım.
Eh başta "Yeşil OSB" hamlesi geliştirilmiş. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda ve Türk Standardları Enstitüsü tarafından yürütülen; çevre yönetimi, enerji ve kaynak verimliliği, atık ve su yönetimi, karbon emisyonlarının azaltılması ve sürdürülebilir altyapı uygulamaları gibi 40 farklı ölçünün değerlendirildiği sertifikasyon süreci başarıyla tamamlanmış.
Türkiye'nin ilk OSB atık su arıtma tesisini 1993 yılında hayata geçiren Bölge, buna ilaveten İleri Atık Su Arıtma Tesisi yatırımlarını gerçekleştirmiş.
Ardından Çamur Susuzlaştırma ve Termal Kurutma Tesisi ile atık yönetiminde yeni bir dönemin kapılarını aralamış. Arıtma süreci sonunda ortaya çıkan çamurlar kurutularak, alternatif yakıt olarak değerlendirilmiş.
✰ ✰ ✰
Yetinilmemiş..
Dünya Bankası'ndan kredi bulunup, 9 milyon Euro yatırımla Arıtılmış Atık Suyun Geri Kazanımı ve Yeniden Kullanımı Tesisi hayata geçirilmiş. Bu tesisle, bölgede oluşan atık suyun önemli bölümünün yeniden proses ve sulama suyu olarak kullanılması hedeflenmiş.
Bunlarla da kalınmamış..
İklim krizine ve afetlere karşı da önlemler geliştirmiş. Aşırı yağışlara karşı bölgenin drenaj altyapısının geliştirilmesine yönelik çalışmalar, Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi işbirliği ile yürütülmüş.
Deprem riski de ihmal edilmemiş.
Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi akademisyenleri ile birlikte, bölgenin deprem risk yönetimi kapasitesi değerlendirilmiş ve afetlere karşı daha dirençli bir sanayi ekosistemi oluşturulmasına yönelik bir yol haritası hazırlanmış.
Olası bir afet sonrası müdahale senaryosu da düşünülmüş. Bölge hizmetlerinin en kısa sürede yeniden devreye alınmasını sağlamak amacıyla İş Sürekliliği Planı geliştirilmiş.
Tabii ki teknoloji de ıskalanmamış.
SCADA Sistemi yatırımıyla elektrik ve altyapı sistemlerinin anlık olarak izlenmesi, olası kayıpların önlenmesi ve operasyonel verimliliğin artırılması planlanmış.

22