Sevgili arkadaşım Nejat Kabay hem eski bir futbolcu, hem futbol teknik direktörü, hem de futbol yazarı ve uzmanıdır. Uzmanlığı ifadesini boşuna kullanmıyorum, çünkü kendisi Almanya'da Köln Spor Akademisi'nin ilk Türk mezunlarındandır.
Yani..
Hem teorik ve akademik, hem de pratik ve saha deneyimi oldukça yüksektir. Kendisiyle Yeni Asır'da uzun yıllar birlikte çalıştık, gayet iyi biliyorum.
Hamburg'ta yaşayan Nejat ile geçen gün görüşürken, ona Milli Takım'ın son durumunu sordum. Önce, çok ilginç bir saptamayla başladı söze:
"Eski futbolcuların hakimiyeti Türkiye'de futbolun birinci sorunudur. Her taşın altından onlar çıkıyor. Eskiler oldukça yeni bir sistem, düzen ve anlayış mümkün değil. İlk olarak bu problemi çözmekle işe başlamak lazım."
Nejat böyle bir giriş yapınca, ben de devamını getirdim: "Peki, sence Milli Takım'da da eskilerin hakimiyeti ya da baskısı var mı"
"Olmaz mı hiç" diye tepki verip, olan biteni anlattı:
✰ ✰ ✰
"Milli Takım'da da yine eski abi futbolcularla ilgili sorun var. Hakan, Merih Demiral, Apo, İrfan Kahveci, Çağlar bir grup kurmuşlar. Montella'yı da kafaya almışlar. İstedikleri gibi takıma kurup oyun oynuyorlar."
"Taktik ve sistem tercihinde etkileri oluyor mudur diyorsun yani"
"Evet oluyordur.
Mesela daha ilk maçın oyuncu, taktik ve hatta sistem tercihleri yanlıştı. Adamlar 2 metrelik beşli savunmayla kalenin önüne iki tane otobüs çekmişler. Sen 1.70'lik Kerem'le gol atmaya çalışıyorsun. Adamlar gel gel yapıyor; sen tuzağa düşüp yükleniyorsun. Arkadaki Apo & Merih ikilisi tank gibi... Açık alanda hızlı adamlara karşı hiç şansları yok. Zaten goller de hızlı hücumlardan böyle geldi."
"Başarısızlık faturasını ödetmeye kalkarsak, kimler ön planda gelir" "İlk iki maçın faturası takımın baskın abilerine... Bunlara bu kadar alan tanıyan Montella'ya... Amerika'ya turist gibi gittiği anlaşılan antrenörler ve teknik ekibe...
Eşofmanları giyip takımla yatıp kalkan (dünyada böyle bir federasyon başkanı örneği yok) federasyon başkanına...
İki üç futbolcumuz Avrupa'da önemli takımlarda oynuyor diye bizi neredeyse dünya şampiyonluğuna aday gösteren şaşkın Türk medyasına... Son olarak da futbolun sadece kazanmaktan ibaret olmadığını; kaybetmenin de kazanmak kadar normal olduğunu hala anlamayan halkımıza kesilmelidir."

27