2025 yılına nasıl girdiğimizi hatırlıyor musunuz
Küresel ekonomiyi ve dünya siyasetini yerinden oynatan "Trump 2.0" dönemi ile girdik.
Trump yönetimindeki ABD'nin izlediği politikalar yılın tamamını etkiledi, küresel risk algısı ile birlikte belirsizliği de artırdı.
★★★
Sonra ne oldu
★★★
Dünyada yapay zekâ gelişmeleri başı çekti.
Teknolojik atılımlar, yeşil ve dijital dönüşümler için stratejik hamleler yapıldı.
Tabii ki genel belirsizlik ülkemizi de etkiledi.
Biz bir yandan küresel yeniliklere uyum sağlamaya çalışırken, bir yandan da yerel üretimin desteklenmesi, korumacılık, enflasyon-faiz-dolar sarmalıyla uğraştık.
★★★
Çin tehdidi ise bizim için de kocaman bir mesele…
Çin'e sattığımızın 13 katı ithalat yapıyoruz.
Yani, arada büyük bir dengesizlik var.
Üstelik, bizim rekabetçi olduğumuz ülkelerde Çin'in pazar payı hızla artıyor.
Toplam ihracat ürünlerimizin beşte birinde Çin ile rekabet halindeyiz.
★★★
Bu karmaşada, belli ki dünyada yeni bir düzen kurulmaya çalışılıyor.
Jeopolitik gerginlikler artıyor ve bölgemizde güç dengeleri yeniden kurgulanarak farklı kutuplaşmalar ortaya çıkıyor.
Venezuela baskını en taze krizlerden biri mesela...
★★★
Tablo böyle olunca, biz yeni yılda nasıl bir pozisyon almalıyız, ne tür bir planla hareket etmeliyiz ki hem dünya ile baş edelim hem de şartları lehimize çevirmeye bakalım.
Bu kritik soruya, Ege Bölgesi Sanayi Odası'nın önemli bir cevabı var.
EBSO'nun sanayici ve tecrübeli yönetim kurulu başkanı Ender Yorgancılar'a göre, böyle bir dönemde Türkiye'nin üretim odaklı yeni bir planlama içine girmesi şart.
Şart, çünkü…
★★★
Türkiye Çin'den sonra, Orta Avrupa'ya uzanan geniş kuşakta, en fazla çeşit ürünü en fazla ülkeye ihraç edebilen bir ülke olarak, küresel ekonomideki gelişmelerin dışında kalamaz ve hazırladığı planları hayata geçirmek mecburiyetinde.

19