Emekli Tuğamiral Türker Ertürk'ün bu haftanın başında tutuklanması, Türkiye'nin ne kadar vahim bir noktaya geldiğinin de göstergelerinden birisidir.
Türker Ertürk, Türk Silahlı Kuvvetleri'nde çok uzun yıllar hizmet vermiş; Deniz Harp Okulu Komutanlığı ve Karadeniz Bölge Komutanlığı gibi üst düzey görevlerde bulunmuş; Fethullah Gülen çetesinin TSK üzerindeki baskılarına TSK yönetiminin kayıtsız kalmasını protesto etmek amacıyla Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevinden istifa etmiş; bizzat Fethullah Gülen'in ABD'deki malikanesinin önüne kadar giderek protesto eyleminde bulunmuş; askerlikten istifa ettikten sonra, anayasada ifade edilen demokratik, laik, sosyal hukuk devletini korumak için siyasi mücadele vermeye karar vermiş birisidir.
Trabzonlu olan Türker Ertürk siyasi mücadelesi sırasında CHP'ye üye olmuş, CHP Trabzon il başkan adayı olmuş, bu yarışı az bir farkla kaybetmiş; CHP'nin içinde de onurlu bir duruş sergileyerek, hem Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini hem de Özgür Özel yönetimini eleştirmiştir; her zaman CHP'nin kurucu genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün yanında yer almış; CHP'nin kurumsal ve tarihsel kökeni olan "altı oku"; cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, milliyetçilik, devrimcilik ilkelerini savunmuştur.
***
Türker Ertürk yaklaşık üç buçuk yıl önce yaptığı bir konuşması gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır. Bu konuşmasında Türker Ertürk "darbe" sözcüğünü kullanmadığı halde, AKP'nin propaganda aygıtı sözde "medya" tarafından darbe çağırısı yapmakla suçlanmış, "halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık ve vücut dokunulmazlığına yönelik aleni tehdit" suçlamasıyla önce gözaltına alınıp, sonra da tutuklanmıştır.
Türker Ertürk'ü tanıyan herkes, onun askeri darbelere de sivil darbelere de karşı olduğunu bildiği halde ve kendisi de ifadesinde söz konusu konuşmasının siyasi bir değerlendirme olduğunu söylediği halde, Türker Ertürk neden tutuklanmıştır
Anayasanın 25., 26. ve 28.maddelerinde şu ifadeler yer alır: "Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir... Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar... Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır."
Savcılar ve hâkimler neden Türker Ertürk'ün açıklamalarını anayasanın bu maddeleri bağlamında değerlendirmemişlerdir

16