Siyaset oligarşisi

Dini, mezhebi, felsefi görüşü, etnik kimliği, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve bu anlamda Türk milleti, genelde iyi niyetlidir. Bu durum dünyadaki tüm insanlar için geçerlidir.

Ancak Türkiye gibi az gelişmiş ülkelerde millet genelde iyi niyetli olduğu gibi, eğitim ve bilgi birikimi açısından genelde donanımsızdır. Bu milletin değil, milleti eğitimsiz ve bilgisiz bırakan siyasetçilerin ve hükümetlerin ayıbıdır.

Durum böyle olunca, milleti söylemlerle aldatmak çok kolay hale gelmektedir. Hatta siyaset oligarşisi, milleti bu nedenle özellikle eğitimsiz ve bilgisiz bırakmaktadır. ünkü bu sayede siyaset oligarşisinin iktidarını koruması daha kolay hale gelmektedir.

Oligarşik siyasetçilerin kimi, dini, mezhebi ve etnik kimliği kullanarak, kimi ideolojik düşünceleri ve milletin kulağına hoş gelecek sözcükleri ve kavramları kullanarak, kimi de milletin sevdiği ve saydığı kurucu liderlerin adını kullanarak, iktidarını korumaya çalışmaktadır. Oligarşik siyasetçiler böylece oligarşiyi temsil ettikleri gerçeğini örtbas ederler, milletin yanında oldukları ve demokratik oldukları görüntüsü vermeye çalışılar.

***

Buna dair bir örneği de TBMM Adalet Komisyonu'nda yaşadık. "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi" başlığı altında millet bir kere daha aldatıldı, milli dayanışmayı ve toplumsal bütünleşmeyi yıllardır baltalayan PKK'li teröristlere adı konmamış fiili af getirildi; PKK'lilerin bunun karşılığında silahlarını bırakıp bırakmayacakları konusu da teröristlerin kişisel beyanlarına indirgenerek düzenlendi; böylece PKK'lilerin gerçekten silah bırakıp bırakmayacakları da belirsizlik içinde kaldı.

Örneğin bir terörist makinalı tüfeklerini, mermilerini, füzelerini toprağın altında bir yere gömüp veya Kandil'de mağaralarda saklayıp veya Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki KCK/PKK bağlantılı diğer örgütlere teslim edip, sonra da Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik güçleri önünde kayıt alınırken, "Benim sadece bir çakım var" veya "Benim sadece bir tabancam var" biçiminde bir beyanda bulunursa, bu beyan esas alınacak ve terörist fiili aftan yararlanmış olacak!

Ayrıca bu süreçle birlikte, suçun işlenmesine ve onun karşılığında alınacak olan cezaya dair tüm anayasa maddeleri ve yasalar da ihlal edilmiş olacak, "yasal düzenlemeyle" yasal bir çelişki ortaya çıkacak, suç işleyenler arasında PKK'lilerin lehinde pozitif ayrımcılık yapılmış olacak, PKK'liler torpilli suçlu konumuna geçecek!

Türkiye'de iktidara muhalefet olan siyasetçiler, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, il başkanları, bürokratlar, milletvekilleri, akademisyenler, yazarlar, gazeteciler, sanatçılar, sivil toplum örgütü yöneticileri hapishaneye atılırken, silahları gerçekten bırakıp bırakmadıkları denetlenemeyecek olan binlerce PKK'li terörist serbest kalacak!