Özelleştirmecilik

AKP hükümetinin köprüleri ve karayollarını özelleştirmekle ilgili geçen hafta aldığı kararlar, özelleştirme konusunun yeniden gündeme gelmesini sağladı.

Özelleştirmeci ekonomi anlayışı halkın, milletin, kamunun değil, özel sektördeki belli başlı sermaye odaklarının çıkarını gözetir. Bu nedenle özelleştirmecilik halk, millet ve kamu karşıtlığıdır.

Sosyalizmin çeşitlerinden birisi olan komünizm bu nedenle özelleştirmelere toptan karşıdır ve ekonominin komünist bir devlet tarafından düzenlenmesini öngörür.

Sosyal demokrasi, demokratik solculuk, demokratik sosyalizm ise karma ekonomik modeli uygular. Karma ekonomik model hem özel sektöre hem de devlet sektörüne alan açar. Bu model ekonomik üretimi ve hizmeti özel sektöre terk etmez, devlet sektörüyle kamunun çıkarlarını da korumayı amaçlar.

Özelleştirmecilik ise devlet ve kamu sektörünün toptan özelleştirilmesini savunur. Bu model, serbest piyasa ekonomisinin ve neo-"liberal" ekonominin uzantısıdır ve kapitalizmin özünü oluşturur.

***

Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de karma ekonomik modeli benimsemişti. CHP'nin kuruluş ilkeleri arasında yer alan halkçılık ve devletçilik karma ekonomik modelin ideolojik temelidir. Bu ilkelere göre ekonomi, sanayi, tarım, ulaşım, eğitim, sağlık gibi üretim ve hizmet alanları halkın yararına olacak biçimde ağırlıklı olarak devlet tarafından düzenlenmelidir, devlet bu konulara öncülük etmelidir.

Bu ilkeler Türkiye Cumhuriyeti'nin anayasasındaki birçok maddeye de yansımıştır. Örneğin anayasanın ikinci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin "sosyal bir devlet" olduğu ifade edilir. Buradaki "sosyal devlet" ifadesi doğrudan toplumun yararına işaret eder. Anayasanın altıncı maddesinde de "egemenliğin kayıtsız şartız millete" ait olduğu ve "egemenliğin kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye ve sınıfa bırakılamayacağı" ifade edilir.

Bu ifadeler halkçılık ve devletçilik ilkelerinin anayasadaki yansımaları arasında yer alır.

***

AKP hükümeti ise 2002 yılında iktidara geldiğinden beri halkçılık, devletçilik, kamuculuk karşıtı, özelleştirmeci, serbest piyasacı, neo-"liberal", kapitalist bir model uygulamıştır. Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki bu özelleştirmeler 12 Eylül askeri darbesinden sonra ANAP iktidarı döneminde hız kazanmış, DYP iktidarı döneminde devam etmiş, AKP iktidarında ise rekor kırmıştır.

CHP'nin bu yılın başlarında yayımladığı ekonomi raporuna göre 1986 yılından itibaren gerçekleşen toplam 73.7 milyar dolarlık özelleştirmenin 65.6 milyar doları AKP döneminde gerçekleşti. Bu tabloya göre 1986 yılından itibaren yapılan özelleştirmelerin yüzde 89'u AKP iktidarında uygulandı!