Özel'in büyük yanılgısı

CHP'nin geçtiğimiz hafta düzenlediği "Toplumsal Barış ve Demokrasi" başlıklı konferans, CHP'nin yönetim kademesinde kronikleşmiş sorunlarını yeniden ortaya çıkarttı.

Daha önce bağımsız Kürdistan devletini savunan bir sanatçının elini öpen; dinci, bölücü, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı Şeyh Sait'in vatan haini olduğunu söylemekten çekinen; Şeyh Sait'i savunan DEM'li yöneticilerle aynı otobüste miting düzenleyen CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz hafta düzenlenen konferansta da ağırlıklı olarak etnik kimlikçileri, dincileri, ikinci cumhuriyetçileri ve CHP'nin kurucu genel başkanı Mustafa Kemal Atatürk ile barışık olmayan odakları bir araya getirerek, CHP'nin temel ilkeleriyle ve ideolojisiyle çelişki içinde olduğunu bir kere daha gösterdi.

Söz konusu konferansta Özel'in konuşmasından ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun mesajından sonra, TBMM "süreç komisyonu" raporuyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş ilkelerine karşı olduğunu açıkça gösteren DEM'in milletvekilleri ve yöneticileri konuştular; Yeni Yol Partisi'nin ve Yeniden Refah Partisi'nin İslamcıları konuştular; ikinci cumhuriyetçi, etnik kimlikçi, neoliberal akademisyenler konuştular; ancak CHP'nin temel ilkelerini, yani cumhuriyetçilik, halkçılık, laiklik, devletçilik, milliyetçilik, devrimcilik, sosyal demokrasi ve demokratik solculuk ilkelerini bir bütün olarak savunan gerçek bir CHP'li uzman veya siyasetçi, bir konuşma yapamadı!

Toplumsal barışın da demokrasinin de dincilikle, mezhepçilikle, etnik kimlikçilikle sağlanamayacağını bir türlü kavrayamayan CHP yönetimi bir kere daha tarihsel bir yanılgının içine düştü!

***

CHP eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu gibi, bir taraftan etnik kimlikçilerin, bir taraftan dincilerin peşine takılarak, kendi kimliğini ve tarihini reddeden CHP yönetiminin bu zihniyetle bir seçim kazanması da olanaksızdır!

Nitekim Türkiye'de yaşanan tüm adaletsizliklere ve ekonomik krize rağmen CHP ile AKP arasında yaklaşık yüzde 2'lik bir farkın olması, kararsız seçmenlerin hâlâ büyük bir kitleyi oluşturması, bunun göstergelerinden birisidir. CHP yönetimi gerçekten başarılı olsaydı, CHP ana muhalefet partisi olarak açık ara bir farkla AKP'nin önünde olurdu!

CHP, emperyalizmin uydusu ve etnik kimlikçi DEM'in peşine takılarak Türkiye'de seçim kazanamaz!

CHP, Kürt kökenli vatandaşların uğradıkları bazı haksızlıklara karşı çıkarken, bunu DEM'in çizgisine düşmeden de yapabilir.