Yazarın iddiası, AKP iktidarının anayasayı kronik ihlal ederek sivil darbe yaptığı ve CHP'nin rutin muhalefet yöntemleriyle başarısız olduğudur. Bunu, tutuklu CHP başkanları ve yargı bağımsızlığının ortadan kaldırıldığını gösteren somut örneklerle desteklemektedir. Yazarın kalbindeki kilit argüman, anayasanın kendisinin egemenliğin kullanılması konusundaki maddeleriyle meşrulaştırılan geniş çaplı protestoların ve sivil itaatsizliğin çözüm olabileceğidir; ancak bu tarz kitlesel eylemlerin stabiliteyi sağlayıp sağlamayacağı sorgulanabilir mi?
AKP'nin ana muhalefet partisi CHP üzerinde uyguladığı baskılar giderek artarken, CHP eski yöntemle yeni sonuç almaya çalışıyor. CHP'nin yaklaşık bir yıldır uyguladığı muhalefet yöntemi, hiçbir olumlu sonuç vermiş değil.
İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, İstanbul'un birçok CHP'li ilçe belediye başkanı, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hâlâ tutuklu.
Son olarak Türkiye'nin dördüncü büyük kenti olan Bursa'nın CHP'li belediye başkanı Mustafa Bozbey de tutuklandı.
Masumiyet karinesi ilkesinin de ihlal edilmemesi için, tutuklu yargılamak istisna, tutuksuz yargılamak esas olması gerekirken, tutuklu yargılama yolu seçilerek, CHP'nin üzerinde hukuk dışı siyasi baskı kurulmaktadır.
AKP iktidarının faşist baskıları sadece CHP üzerinde uygulanmamaktadır. Gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, sanatçılar, sivil toplum örgütü liderleri, muhalefetteki başka siyasi partilerin üyeleri, sade vatandaşlar da tutuklanmaktadır.
Özgür ve serbest bir seçimle seçim kazanamayacağını anlayan AKP iktidarı, özgür ve serbest bir seçim ortamını, seçme ve seçilme hakkını, düşünceyi ifade, yayımlama, medya ve örgütlenme özgürlüğünü, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır.
AKP iktidarı bu bağlamda 2007 yılından beri anayasanın 2., 6., 7., 8., 9., 11., 14., 24., 25., 26., 28., 34., 138. maddelerini kronik bir biçimde ihlal etmektedir. Bunun adı sivil darbedir, anayasal demokratik düzenin ortadan kaldırılmasıdır. Sivil darbe yapan ve anayasal düzeni yıkan bir hükümet, anayasaya göre meşruiyetini kaybetmiştir.
Muhalefet ise 2007 yılından beri iktidarı değiştirmek konusunda acizlik içerisindedir. ünkü muhalefet, olağan koşullarda muhalefet yapar gibi muhalefet yapmaktadır. Oysa AKP iktidarı olağanüstü koşulları uygulamaya sokmuştur. Olağanüstü koşullarda sadece olağanüstü yöntemlerle muhalefet yapılarak sonuç alınabilir.
***
Anayasanın 34. maddesinde şu ifadeler yer alır:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir."
Bu maddeye göre CHP, sadece CHP örgütünün katıldığı rutin mitingler yerine, cumhuriyetçi bir cephe kurarak, diğer muhalefet partilerini de yanına alarak, Cumhurbaşkanlığı'nın ve Silivri hapishanesinin önünde ve İstanbul'daki Taksim Meydanı'nda, milyonlarca vatandaşın katıldığı, geniş kapsamlı mitingler düzenleyebilir; yargı bağımsızlığı ve halk tarafından seçilmiş belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması sağlanana kadar, bu amaca ulaşılana kadar, bu protesto mitinglerinin devam edeceğini ilan edebilir.

4