Herhangi bir üretime dayanmayan, ortaya bir ürün çıkartmayan ekonomiye, miskinlik veya tembellik ekonomisi de denebilir.
Fon, borsa, hisse, tahvil, kredi, faiz, banka, alım, satım gibi unsurların üzerinden yürütülen finans ekonomisi, herhangi bir şey üretmediği için, miskinlik ekonomisidir.
Finans ekonomisini yürütmek için de belli bir zaman, mesai ve emek gerektiği için buna itiraz edenler olabilir. Ancak finans ekonomisi bir şey üretmediği için, bir tarım ürünü, bir sanayi ürünü, bir teknoloji ürünü üretmediği için, değeri olan somut bir ürün ortaya koyamadığı için, sadece parayı işletmek üzerine kurulu bir mekanizma olduğu için, miskinlik ve tembelliktir.
Bir özdeşlik kurulamasa da, bir benzetme yapılacak olursa, kumarhanede veya bahis merkezinde harcanan mesaiyle, zamanla, emekle, finans sektöründe harcanan mesai, zaman, emek arasında, üretimsizlik bağlamında, bir fark yoktur.
Kapitalist düzende elbette finans sektörü, ekonominin temel unsurlarından birisi olduğu için, kumarhanelerden ve bahis merkezlerinden çok daha büyük ve karmaşık bir işleve sahiptir. Ancak kumarhanede ve bahis merkezinde para akışı nasıl herhangi bir şey üretilmeden gerçekleşiyorsa, finans sektöründe de durum öyledir.
Ayrıca kumarhanedeki ve bahis merkezindeki belirsizlik, risk, tahmin, spekülasyon unsurlarının seviyesi dikkate alınacak olursa, bu bağlamda da iki alan arasında kesişmelerin ve benzerliklerin olduğu daha iyi anlaşılacaktır.
***
Kapitalizmi finans ekonomisine indirgemek kapitalizmi de anlamamak ve uygulamamak demektir.
Tarım, sanayi, teknoloji alanlarında üretim yapılması elbette kapitalizmin tekelinde olan bir şey değildir. Sosyalist ülkelerde de bu alanlarda bir üretim ekonomisi geliştirilebilir ve geliştirilmiştir. Ancak üretim ekonomisi, kapitalist paradigmanın da vazgeçilmez unsurlarından birisidir.
Nitekim dünyanın en güçlü ekonomilerine sahip olan ülkelerin ortak özelliği, kapitalist veya sosyalist olmaları fark etmeksizin, üretim ekonomisini geliştirmiş olmalarıdır, ekonomiyi finans ekonomisine indirgememiş olmalarıdır.
Sosyalist cephede in, kapitalist cephede ABD, Britanya, Almanya, Fransa, Japonya buna dair örnekler arasında verilebilir. Bu ülkeler ekonomik açıdan ideal bir noktada olmasalar da, dünyanın en güçlü ekonomilerine sahiptirler.
Tarım, sanayi ve teknoloji alanında etkili ve geniş kapsamlı bir üretim yapılmadan, üretilen ürünler hem yurtdışında hem de yurtiçinde satılmadan, ekonomik büyümenin gerçekleşmesi, enflasyonun düşmesi, cari açığın ve borçların kapatılması, yaygın işsizliğin engellenmesi, para biriminin değer kazanması, borsada istikrar sağlanamaz.

13