Militarizm ve faşizm genelde paralel bir biçimde gelişen ve birbirini besleyen hareketlerdir. Militarizm, bir ülkenin yönetilme biçiminin askeri stratejilere ve silahlanmaya indirgenmesi veya yönetim biçiminde askeri stratejilere ve silahlanmaya öncelik verilmesi olarak da açıklanabilir. Faşizm de ana hatlarıyla, bir ülkenin oligarşik güçler tarafından, demokrasiye aykırı bir biçimde, diktatörlük yoluyla yönetilmesi olarak tanımlanabilir.
Faşizmin temelinde ırkçılık olabileceği gibi, dincilik ve mezhepçilik de olabilir veya bunlarla birlikte veya bunlardan bağımsız olarak oligarşinin salt çıkarları da olabilir. Türkiye'de AKP iktidarı döneminde gelişen faşizm, teokratik bir faşizm, başka bir deyişle dincilik ve mezhepçilik temelli bir faşizm olarak da nitelendirilebilir. Ancak Türkiye'de bu temel üzerine inşa edilen faşizm aynı zamanda yönetici sınıfın ve çevresinin, yani oligarşik güçlerin, kişisel çıkarlarına da dayanmaktadır.
Militarizm ise oligarşik sınıfın, yani bu ayrıcalıklı yönetici sınıfın, zümrenin ve çevresinin iktidarda kalmasını sağlayan aygıtlardan birisi olarak kullanılmaktadır.
Oligarşi ve faşizm tanımı gereği demokrasiye, cumhuriyete, halk egemenliğine dayanmadığı için, askerin, polisin, jandarmanın kaba kuvvetine dayanır ve varlığını o şekilde sürdürür.
Militarizm ve onun aygıtları, bir yandan oligarşik sınıfın fiili varlığını sağlar, bir yandan da, halk kitleleri arasındaki eğitimsiz kesimin bilincini esir almak için, bir araç olarak kullanılır. AKP-MHP iktidarının ve işbirlikçilerinin "beka meselesi", "devlet aklı" ve "derin devlet" söylemleri, faşizmi besleyen militarizmin yüzeydeki yansımalarıdır.
***
Militarizmin beslediği faşizmin geçerli olduğu ülkelerde, anayasa, hak ve hukuk, adalet, insan hakları; düşünceyi ifade ve yayınlama özgürlüğü, toplanma ve gösteri yapma hakkı; yargı bağımsızlığı, yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığı; laiklik; nitelikli, ücretsiz ve yaygın bir eğitim ve sağlık sistemi; ekonomik ve sosyal adalet; seçme ve seçilme özgürlüğü gibi demokrasinin temel unsurları sağlanmaz, aksine bertaraf edilir.
ünkü demokrasinin temel unsurlarının ve önkoşullarının yerine getirilmesi durumunda, faşizm ve oligarşi iktidarda kalamaz, halkın, milletin egemenliği sağlanır.
Bu nedenle faşizm ve oligarşi, halka ve millete karşıt bir yönetim biçimi ve yoludur. Faşizm ve oligarşi milli, yani ulusal değildir, çünkü millete ve ulusa karşıt bir noktada konumlanır. Faşizm ve oligarşi, dini, mezhebi, ırkı ve/veya militarizmi kullanarak ve siyasete alet ederek popülizm yapabilir ve halkın, milletin yanında durduğu görüntüsünü verebilir, böylece bir görünüş, algı ve kurgu oluşturabilir, ancak bu algı, görünüş ve kurgu hiçbir zaman gerçeği ve doğruyu yansıtmaz.

14