Dünyadaki 200'e yakın ülke içinde teokrasiyle yönetilen ve 21. yüzyılda ortaçağ paradigmasını yaşatan sadece birkaç ülke kaldı. İran da bunlardan birisidir.
Oysa İran'ın kökenleri antik çağdaki Pers imparatorluğuna kadar uzanır. Yüzlerce yıl Zerdüşt dinine inanan Persler, Arapların 7. yüzyılda İran'ı işgal ve istila etmesiyle birlikte, baskı altında İslam dinini seçmek zorunda kaldılar. O gün bugündür İran'daki halkın büyük çoğunluğu Müslümandır.
Ancak Persler, Müslüman olduktan sonra da uygarlık tarihine çok önemli katkılarda bulunmaya devam ettiler. Ebu Cafer Harizmi, Ebu Bekir Razi, Ömer Hayyam, İbnür Ravendi, İbn Sina, Ebu Nasır Farabi, Hafız Şirazi, Hakim Firdevsi, Sadi Şirazi, Mevlana Celaleddin Rumi gibi bilim insanları, filozoflar, matematikçiler ve edebiyatçılar bu katkıları ortaya koyan kişilerin arasında sayılabilirler.
14. yüzyıldan itibaren İran kültürü ne yazık ki gerileme dönemine geçti, Avrupa'daki Rönesans, Reformasyon ve Aydınlanma devrimlerini kendi içine taşıyamadı. İran kendi içinden Mustafa Kemal Atatürk gibi devrimci ve ilerici bir lideri de çıkaramadığı ve bir cumhuriyet kuramadığı için, 20. yüzyılda Pehlevi ailesinin monarşik düzeniyle yönetildi.
Uzun yıllar Fransa'da korunan ve örgütlenen Ayetullah Humeyni 1979'da İran'da İslamcı bir darbe gerçekleştirdi ve Pehlevi ailesinin monarşik düzenini yıktı, onun yerine teokratik bir düzen kurdu. Böylece İran monarşiden teokrasiye geçti.
***1979'dan sonra İran'da laiklik ortadan kaldırıldı, hükümete muhalif olan binlerce insan idam edildi, on binlerce insan hapishaneye atıldı, milyonlarca insan ülkesini terk etmek zorunda kaldı. İran günümüzde dünyanın en acımasız diktatörlükleri arasında yer almaktadır.
İran'da halk yıllardır hükümetin baskılarına karşı direnmeye çalışmaktadır. Ancak ülkede örgütlü bir muhalefet ve bir muhalefet lideri olmadığı için, bu direnişler ve protestolar sonuç vermedi.
İran'da para biriminin değer kaybetmesine ve ekonomik krizin derinleşmesine bağlı olarak birkaç hafta önce yeni protesto eylemleri başladı. Bu sefer eylemler ülkenin tüm bölgelerine yayıldı ve milyonlarca vatandaş sokaklara döküldü.
ABD Devlet Başkanı Donald Trump gerekirse İran'ı vurabileceklerini söyledi, ABD'de sürgünde olan devrik İran şahının oğlu Rıza Pehlevi, İran'a dönmeye hazır olduğunu açıkladı.
Monarşiden teokrasiye geçen İran'ın monarşiye geri dönmesi bir çözüm değildir. Ancak İran'ın teokratik bir diktatörlük olarak kalması da doğru değildir, her şeyden önce İran halkına yönelik büyük bir haksızlık ve adaletsizliktir.

5