Halkın sesini kısmak!

Sonunda bu da oldu ve iktidarın kontrolünde olmayan birkaç televizyon kanalından birisi olan Halk TV'nin de başına AKP iktidarı tarafından kayyum atandı.

Medya ve yayın özgürlüğünün olmadığı bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Yasama, yürütme, yargı arasındaki güçler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı; örgütlenme özgürlüğü; laiklik; özgür ve serbest seçimler; ekonomik ve sosyal adalet; temel eğitim seviyesi, nasıl ki demokrasinin, cumhuriyetin, halkın egemenliğine dayalı yönetim biçiminin önkoşulları ise, medya ve yayın özgürlüğü de bu önkoşullardan birisidir.

Türkiye'deki onlarca televizyon kanalının neredeyse tamamı iktidarın kontrolü altındadır. İktidarın ele geçiremediği sadece üç televizyon kanalı kalmıştı: Tele1, Halk TV ve Sözcü TV.

AKP iktidarı halk çoğunluğunun desteğini yitirmiş olduğu için bu televizyon kanalları aynı zamanda en fazla izlenen kanalların arasında yer alıyordu.

Önce Tele1'i ele geçirdiler ve kanala kayyum atadılar. Kanalın kurucusu ve gazeteci-yazar Merdan Yanardağ hâlâ hapiste.

Şimdi de Halk TV'ye kayyum atadılar.

Geriye sadece Sözcü TV kaldı. Onun da AKP iktidarı tarafından ele geçirilmesi sürpriz olmaz.

Böylece Türkiye 1930'ların Nazi Almanya'sına döndü! Medya ve yayın özgürlüğünün olmadığı, tüm televizyon ve radyo kanallarının iktidarın propagandasını yaptığı, iktidara karşı eleştirinin dile getirilemediği sahte bir medya!

Buna medya değil, medya ahlakını ve etiğini yerle bir eden bir ahlaksızlık mekanizması denir!

ünkü medyanın görevi kamu hizmeti vermektir; kamuya gerçekleri ve doğruları aktarmaktır. Medyanın görevi iktidarın propagandasını yapmak değildir.

***

Onlarca ilde ve Türkiye'nin dört bir yanında, seçilmiş belediye başkanlarını tutuksuz yargılamak yerine, masumiyet karinesi ilkesini yok sayarak ve tutuklu yargılayarak halkın egemenliğini gasp edenlerin ve halkın özgür iradesini çalanların, halkın izlediği televizyon kanallarını da iktidarın kontrolüne sokmalarına şaşırmamak gerekiyor. Bu bir halk düşmanlığı ve karşıtlığıdır!

Muhalefette olduğunu iddia eden bazı şaşkınlar ise hâlâ, Türkiye'de bir "otoriterleşme eğiliminden" veya "otoriter yönetim biçiminden" söz ederek, yaşananları hafifletmeye ve milleti uyutmaya çalışmaktadırlar. Türkiye'de "otoriterleşme eğilimi" veya "otoriter yönetim biçimi" diye bir şey yoktur, o aşama çoktan geçilmiştir! Türkiye'de yıllardır bir padişahlık rejimi vardır, Türkiye'de anayasa ihlali yoluyla anayasaya yönelik bir darbe vurulmuştur. Bu darbe 2007 yılından itibaren devreye sokulmuştur ve her geçen yıl baskı unsurlarını daha da artırarak halk açısından dayanılmaz bir hale gelmiştir.