On binlerce askerin, polisin, sivil vatandaşın katledilmesinden sorumlu olan terör örgütü PKK'nin üyelerine fiili af ve siyaset yapma olanağı getiren, ayrıca teröristlerin silah bırakma konusunu teröristlerin kişisel beyanlarına bırakan "çerçeve yasanın" TBMM'de kabul edilmesine yönelik tepkiler sürüyor.
AKP, MHP, HÜDA PAR ve DEM'in arasında kurulan ittifakın çalışmaları sonucunda kabul edilen bu yasayı, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in ve CHP'yi istila eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin de onaylaması, CHP ve YP tabanında büyük hayal kırıklığı yarattı.
TBMM'deki oylamada YP milletvekillerinin 54'ü ret oyu, 35'i kabul oyu kullandı, 2 milletvekili oylamaya katılmadı. CHP milletvekillerinin 29'u kabul oyu, 2'si ret oyu kullandı, 14 milletvekili ise oylamaya katılmadı.
Böylece hem YP hem de CHP "çerçeve yasa" konusunda kendi içlerinde de bölündüler. CHP'nin "mutlak butlan" kararıyla bölünmesi yetmiyormuş gibi, YP ve CHP, Türkiye için yaşamsal bir konuda da bölünmüş oldular.
YP Genel Başkanı Özel TBMM grubunu serbest bırakarak ve bağlayıcı bir grup kararı almayarak, bu bölünmenin temelini attı. Anayasaya ve yasalara aykırı olan, PKK'lilerin silah bırakmasını denetlenebilir bir güvence altına almayan, teröristlere af getirip siyaset yolunu açan ve daha uzun bir "sürecin" başlangıcı olan bir "yasa tasarısına" karşı, YP'nin ret oyu verilmesi doğrultusunda bağlayıcı bir grup kararı alması gerekirdi.
ünkü bu "çerçeve yasa", milletvekili grubunun serbest bırakılmasına olanak verecek tali bir konu değildir, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğini ilgilendiren, Türkiye'nin üniter yapısını ve anayasal düzenini tehlikeye sokan yaşamsal bir konudur.
***
Özel'in YP Genel Başkanı olarak "kırık çerçeve" yasasına kabul oyu vermesini, geçici bir diplomasi manevrası olarak değerlendirmek de doğru değildir. Sorun çok daha derin ve yapısaldır. Özel bunu ilk defa yapıyor değildir.
Özel CHP genel başkan adayı olarak 2023 yılında katıldığı CHP Diyarbakır İl Kongresi'ndeki konuşmasının neredeyse dört birlik bir bölümünü, CHP'nin ilkeleriyle ve kurumsal kimliğiyle sorunları olan Diyarbakır milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nu övmeye ve onunla olan köklü yakınlığını anlatmaya ayırmıştı.
Tanrıkulu'nun Diyarbakır milletvekili olduğu ve bir genel başkan adayının Diyarbakır delegelerinin oylarına talip olduğu dikkate alınacak olursa, bu ilk bakışta doğal karşılanabilir. Ancak medyaya yansımayan gerçek şuydu ki, Diyarbakır örgütünün önemli bir kesimi Tanrıkulu'nu protesto etmek amacıyla kongreye katılmamıştı ve bunun bir sonucu olarak da kongrede salonun neredeyse yarısı boştu.

23