Ekrem İmamoğlu'nun savunması

Bir buçuk yıldır tutuklu olan İstanbul Belediye başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, İBB "davasındaki" savunmasını yapmaya başladı. İmamoğlu savunmasının ilk gününde özetle şunları vurguladı:

"Kim ki yargılaması bitmeden birisi hakkında iftira atıyor, haysiyet cellatlığı yapıyor, bir insanın ailesini aşağılıyor, çocuğunu, gencini, evladını, annesini, babasını hırsız ilan ediyor; haysiyetsizdir, namussuzdur, şerefsizdir.

Bunlar asla unutulmayacak. Her aktörünü, her muhatabını tarih yazdı ve günü geldiğinde elbette ki yüce Türk yargısı huzurunda ilgili olan herkesin hesap vereceğini adım kadar iyi biliyorum.

Türkiye Cumhuriyeti, bir operasyon cumhuriyetine döndü ve hiçbir şey yokmuş gibi bunu izleyenler var... ıldıracağım, aklımı alıyor yani. Bu nasıl olur Nasıl bir kişisel menfaatle böyle bir şey düşünülebilir Her şeyin önündedir memleket; makamın, mevkinin; ister cumhurbaşkanı ol, ister partinin genel başkanı ol, ister vekil ol, ister bakan ol, ne olursan ol.

Ben buradan tüm muhalif düşünceye sahip insanlarımıza sesleniyorum. Birbirinizden güç almalısınız. Bu vurgunculara karşı milletçe bir araya gelmelisiniz. Bu vurgun düzenine karşı yüz binlerce insanımız bir araya gelmelidir. Milyonlarca insanımız sesini birlikte en gür şekilde çıkarmak zorundadır. Bu tarihi bir mücadeledir.

Millet egemenliğinin gerçek ölçüsü, iktidarın nasıl seçildiği değildir. İktidarın millet tarafından değiştirilip değiştirilemediğidir.

Seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor. Belediyelere tehditle şantajla çökülüyor. Ana muhalefet partisi ısmarlama davalarla dizayn edilmek isteniyor. Gazeteciler haber yaptığı için tutuklanıyor. Hakkını arayan işçi, toprağını savunan köylü, ben bu düzeni kabul etmiyorum diyen genç gazla, copla, tutuklamayla karşılaşıyor.

Devlet ile iktidar kavramı tümüyle birbirine girmiştir... Halbuki devlet başkadır, iktidar başkadır. İktidar geçicidir, devlet kalıcıdır. İktidar seçimle gelir, seçimle gider.

Bir parti kendisini devletle özdeşleştirdiğinde Cumhuriyetin temel dengesi bozulur. O partiye yönelen eleştiri devlete saldırı sayılır. O partinin rakibi devletin düşmanı ilan edilir. O partinin çıkarı devletin çıkarı gibi sunulur. ok tehlikelidir. Devletin sahibi kesinlikle iktidar değildir. Devletin sahibi net olarak millettir. Kalıcı olanı geçici bir hesap için harcayan, tarihe millet huzurunda en ağır hesabı verir ve verecektir.

Bir memurun sadakati bir partiye, bir lidere, kendisini atayana değil, anayasaya, kanuna ve millete olmalıdır. Bir kamu görevlisi, kanun ne diyor sorusundan önce iktidar benden ne bekliyor diye telaşa düşmüşse, düşünmeye başlamışsa, devletin çürümesi başlamış demektir. Yükselmenin ölçüsü sadakat olunca, bedeli yalnız yükselemeyen liyakatli insan ödemez, bedelini millet öder.