CHP'nin kayyumu

Bir zamanlar hak, hukuk, adalet için yürüyüş yapan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de onlarca yıldır haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizlik uygulayan AKP hükümeti ile işbirliği yapmaya devam ediyor.

Yargı bağımsızlığının ortadan kalktığı ve anayasanın 138. maddesinin ihlal edildiği bir ortamda, Yüksek Seçim Kurulu'nun da yetkilerine darbe vurulmuş, yetkili olmayan bir sözde "mahkeme", CHP 38. Olağan Kurultayı konusunda "mutlak butlan/ kesin hükümsüzlük" kararı alarak, Kılıçdaroğlu'nu "genel başkan" olarak atamıştır.

Kılıçdaroğlu da, haksızlıktan, hukuksuzluktan, adaletsizlikten arınmayı başaramadığı için, AKP'nin güdümünde bu görevi kabul etmiş, "genel başkanlığını" ilan etmiştir!

"Mahkemenin" hukuka aykırı kararında, CHP'nin 38. olağan kurultaydan önceki genel başkanıyla birlikte, bu kurultaydan önceki parti organlarının geçerli olduğu da vurgulanmış olmasına rağmen, Kılıçdaroğlu, 38. olağan kurultaydan önce geçerli olan parti meclisini, merkez yürütme kurulunu, yüksek disiplin kurulunu bile yok saymıştır; kendi kendisine bir korsan ve sözde "MYK" ve "YDK" ilan etmiştir; ayrıca PM'yi toplamayı ertelemiştir; böylece, hukuksuzluk içinde yeni bir hukuksuzluk daha ortaya çıkarmıştır; darbe içinde bir darbe daha gerçekleştirmiştir.

Kılıçdaroğlu, 38. olağan kurultay delegelerinin büyük çoğunluğunun kurultayın yapılması için topladığı imzaları da yok saymış, kurultayın acilen toplanmasını engellemiştir; "partinin" sözde "sözcüsü" Müslim Sarı, AKP'nin sahte "yargısına" sığınarak, kurultay delegelerinin çoğunluğunun imzaları toplansa da, PM'nin oyçokluğuyla talebi olsa da, kurultayın bugünkü koşullarda yapılmayacağını ilan etmiştir; böylece Kılıçdaroğlu CHP'de bir darbe daha gerçekleştirmiştir.

***

Özgür Özel, YSK'den mazbatasını almış ve seçilmiş CHP genel başkanıdır. Kılıçdaroğlu ise AKP'nin atadığı fiili kayyumdur. Kılıçdaroğlu'nun "CHP genel başkanı" olduğunu iddia eden sadece AKP-MHP iktidarıdır, o iktidarın propaganda aygıtı sözde "medyadır", Kılıçdaroğlu'nun kendisidir ve yakın çevresidir.

Kılıçdaroğlu'nun hukukta hiçbir karşılığı olmadığı gibi, CHP tabanında, örgütünde, seçmeninde de hiçbir karşılığı yoktur. Bu nedenle Kılıçdaroğlu için "CHP genel başkanı" unvanını kullanmak, onun "CHP genel başkanı" olduğunu kabul etmek, hem bir hukuk, anayasa ve yasa ihlalidir, hem de bir hak, adalet, erdem ve ahlak ihlalidir!

Adalet bir erdem olduğuna göre, erdemden bağımsız bir ahlak da olamayacağına göre, Kılıçdaroğlu'nun sözünü ettiği "ahlaki arınma" da boş laftan ibarettir! Partinin içinde yasalara aykırılık oluşturan suçları işleyen kişiler varsa, bunun hesabını sadece hak, hukuk ve adalet kavramlarına gerçekten sahip çıkan siyasetçiler ve bağımsız yargı sorabilir!