Mustafa Kemal Atatürk, iki büyük eserinin olduğunu ifade etmişti: Türkiye Cumhuriyeti ve Cumhuriyet Halk Partisi.
Türkiye Cumhuriyeti bir devlettir, CHP bir siyasi partidir. Ancak CHP Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran bir siyasi parti olduğu için, Türkiye Cumhuriyeti ile Cumhuriyet Halk Partisi birbirinden bağımsız biçimde ele alınamaz.
CHP'nin kökeni, Kurtuluş Savaşı'nın öncüsü olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'dir. CHP devlet dairesine verilmiş bir dilekçeyle kurulmuş bir siyasi parti değildir, emperyalizme karşı bir mücadeleyle birlikte cephede kan dökülerek kurulmuş bir siyasi partidir. Bu anlamda da CHP dünyada örneğine az rastlanan siyasi partilerden birisidir.
Ne yazık ki CHP üyelerinin önemli bir kısmı bunun ve partinin kurumsal kimliğini temsil eden "altı okun", yani cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, milliyetçilik, devrimcilik ilkelerinin öneminin ve bu ilkelerin sosyal demokrasiyi ve demokratik solculuğu nasıl tamamladığının bilincinde değildir.
***
Bunun bir nedeni de, CHP'nin 1992 yılında yeniden açılmasından sonra, parti içi eğitimin ihmal edilmiş olmasıdır ve CHP'nin o günden bugüne kadar kötü yönetilmiş olmasıdır.
Monarşinin antitezi cumhuriyetçiliktir; oligarşinin antitezi halkçılıktır; serbest piyasacılığın antitezi devletçiliktir, kamuculuktur; teokrasinin antitezi laikliktir; ümmetçiliğin antitezi milliyetçiliktir, ulusçuluktur; statükoculuğun antitezi devrimciliktir.
"Altı ok" demokrasinin, yani halkın egemenliğine dayalı yönetim biçiminin altyapısıdır ve önkoşuludur.
Eski ve köhnemiş olan şey monarşidir, oligarşidir, serbest piyasacılıktır, teokrasidir, ümmetçiliktir, statükoculuktur.
Yeni ve dinamik olan şey cumhuriyetçiliktir, halkçılıktır, devletçiliktir, laikliktir, milliyetçiliktir, devrimciliktir.
Cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, milliyetçilik, devrimcilik, 20. ve 21. yüzyılda, dünyanın yükselen değerleridir. Monarşi, teokrasi, ümmetçilik ve statükoculuk, 20. yüzyılda, dünyanın çoğu ülkesinde bertaraf edilmiş düzenlerdir; serbest piyasacılık ve neoliberalizm de 20. yüzyılın sonlarına doğru saman alevi gibi ortaya çıkıp tüm ekonomik veriler tarafından kısa bir sürede çürütülmüştür.
Türkiye gibi bazı ülkelerde, halkın ve siyasi partilerin çoğunluğu hâlâ bu gerçeklerin bilincinde olmadığı için, Türkiye çağı ve yeni olanı bir türlü yakalayamamaktadır; Atatürk gibi öngörülü bir dehanın değerini anlayamamaktadır; Atatürk'ü, CHP'yi ve "altı oku" müzelik bir eşya gibi görmektedir.
***
CHP'lilerin kurdukları siyasi partiye "YENİ Parti" adını takarak ve "altı oku" partinin logosuna dahil etmeyerek ve kadrolarını da ona göre şekillendirerek yeni bir şey ortaya koymaları olanaklı değildir.

13