ABD Devlet Başkanı Donald Trump, yüzü aşkın Venezüellalı ve Kübalı askeri, güvenlik görevlisini ve sivili katlederek Venezüella Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu ve eşini ABD'ye kaçırdıktan sonra, operasyonun "kayıpsız ve başarılı" bir biçimde gerçekleştiğini söyleyerek insan hayatına hiçbir değer vermediğini bir kere daha ortaya koydu.
Trump'ı tanıyanlar buna şaşırmadılar. ünkü Trump sadece ABD vatandaşı olmayanların değil, kendisine benzemeyen ABD vatandaşlarının yaşamına da değer vermeyen birisidir.
Kısa adıyla "ICE" olarak bilinen "Göç ve Gümrük Kuvvetleri"ni, "suç işleyen göçmenleri avlamak" için olağanüstü yetkilerle ABD'nin çeşitli kentlerine yollayan Trump, dünyada estirdiği terörün bir benzerini, kendi ülkesinde de estirmektedir. "ICE" güçleri, çalışma ve oturma izinleri veya vatandaş olanlar da dahil olmak üzere Latin Amerikalılar, Asyalılar ve Afrikalılar üzerinde baskı kurmaktadır, anayasa ve yasadışı gözaltılara, tutuklamalara, işkencelere ve tacizlere neden olmaktadır.
"ICE" güçleri bu hafta da Minneapolis kentinde, üç çocuk annesi Renee Nicole Good adlı masum ve savunmasız bir ABD vatandaşı kadını arabasının içinde öldürdü.
Trump, ABD Devlet Başkan Yardımcısı James Vance ve ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, söz konusu kadının araçtan inme talimatına uymadığı, aracını güvenlik güçlerinin üzerine sürdüğü ve "yerel terörizm" eylemi içinde olduğu gerekçesiyle vurulduğunu iddia ederken Minnesota Valisi Tim Walz ve Minneapolis Belediye Başkanı Jacob Frey, kadının güvenlik güçlerinin tacizi üzerine olay yerinden arabasıyla ayrılmaya çalışırken vurulduğunu açıkladılar.
Yıllar önce yine Minneapolis'te George Floyd adlı ABD vatandaşının polis tarafından öldürülmesi üzerine ülke çapında kitlesel protesto eylemlerinin gerçekleşmiş olmasından dolayı, ABD'de benzer eylemlerin yeniden başlaması olasıdır.
***
Trump, Venezüella'da gerçekleştirdiği darbeden sonra, dünyanın Batı Yarımküresi'nin ABD'ye "ait olduğunu" ilan etti; Meksika, Küba ve Kolombiya'yı tehdit etti, Danimarka toprağı olan Grönland adasına da ABD'nin "stratejik nedenlerden ötürü ihtiyacı olduğunu" açıkladı.
Daha önce Grönland üzerinde hak iddia eden ancak kimse tarafından ciddiye alınmayan Trump'ın, Grönland ile ilgili emperyalist söylemlerini Venezüella darbesinden sonra sürdürmesi üzerine, ABD ve NATO'daki müttefikleri arasında da bir kriz ortaya çıktı.
Britanya, Almanya, Fransa gibi ülkeler Trump'ın bu söylemlerine keskin bir biçimde karşı çıktılar. Danimarka da bir NATO üyesi ülkenin bir başka NATO üyesi ülkenin egemenlik haklarını ihlal etmesinin, NATO'nun sonu anlamına geleceğini açıkladı.

9