Hürriyet'in haberi ve soyadı meselesi

Ural Kaspar'ın açıklaması 'haberin yalanı' değil 'hakaret'e odaklanması, gerçekten ne olduğunu gizleme mi, yoksa meşru savunma mı?

Orkun Ün
Bugün
4
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Ural Kaspar-İrem Helvacıoğlu boşanma haberinin ardından yapılan açıklamanın aslında bir algı yönetimi olduğunu, gizlilik kararı alınmayarak yapılan bu hata ve sonrasında ortaya çıkan 'hakaret' vurgusunun gerçeği maskeleme girişimi olduğunu söylüyor. Peki, açıklamada 'haberin yalanı' denilmemesi tutarsızlığın kanıtı mı, yoksa avukatların meşru bir iletişim stratejisi mi?

2gün önce herkes Hürriyet'te çıkan Ural Kaspar-İrem Helvacıoğlu haberini konuştu.

Ural Kaspar'ın kızından soyadını geri çekmesini, "Nafaka vermek istemiyorum" teklifini, İrem Helvacıoğlu'nun avukatının "O zaman soyadınızı da istemiyoruz" çıkışını, Kaspar'ın da "Tamam" demesini konuştu.

Haber çıkıp, kadınların tepkisini alınca yani ortalık yangın yerine dönünce de açıklama yapmış Kaspar cephesi.

Açıklamaya baktım, tamamen boş. "Gerçek dışı yorumlar, hakaretler kabul edilemez, takipteyiz" demişler.

Tabii ki hakaret kabul edilemez.

Tabii ki her türlü önlemi alsınlar o hakaretlere karşı.

Ama o açıklamada "Bu haber yalandır" diye bir şey demiyorlar, diyemiyorlar. Diyemezler de zaten.

Bunlar tamamen algıyı yönetme hamlesi.

Yahu madem böyle bir anlaşma yapıldı, insan gizlilik kararı koydurur.

Belli ki Kaspar tarafı "Gizliliğe ihtiyaç yok" demiş.

Haberin Devamı

Yani haber çıksa da çıkmasa da bizim için dert değil diye düşünmüşler.

Böyle acemilik çok az görülmüştür. Çünkü kendileri talep etmiş böyle bir anlaşmayı.

Çok az görülen bir olaya imza attılar ve yeni bir tartışmanın fitilini ateşlediler. Bir süre konuşulur bu.

Masalarda meze olur bu muhabbet.

"Siz soyadınızı alır mısınız" diye bir süre sorarlar erkeklere.

O yüzden kafayı kuma gömmek en iyi yoldur bu süreçte.

Benden ufak bir tavsiyedir kendilerine.

Boşanma anlaşmasının detayları ortaya çıktı...

Haberi görüntüle

Haydi artık

∆ Milli takımın resmi marşı belirlensin, derin bir oh çekelim.

∆ Milli takım kampa girsin, masalarda analizler yapalım.

∆ Milli takım maçlarını izlemeye gidilecek mi gidilmeyecek mi hayalleri kuralım, planlar yapalım.

Bir olalım, birlik olalım.

Çünkü bir süre sonra tüm Türkiye'nin gündemi 'Bizim çocuklar' olacak. Onlarla yatıp kalkacağız resmen.

Sokaklar şenlik yerine dönecek.

Kırmızı beyaz sevdası nefes olacak bizlere.

Haydi gelsin o zamanlar artık!

'Gırgıriye'de kim haklı

Gırgıriye" müzikalini izlemeye giden bir seyirci oyun başlayınca başlamış bağırmaya. "Sahneyi göremiyorum" diyerek inletmiş ortalığı.

Müjdat Gezen gelip sakinleştirmeye çalıştı o seyirciyi.

Gezen de "Madem bu kadar şikâyet var, oyunu bu gece iptal ediyorum" dedi ve kulise gitti oyuncularla birlikte.

Şimdi burada bazı sorular akla geliyor:

Haberin Devamı

Birincisi, Ülker Sports Arena ve Lütfi Kırdar gibi büyük salonlarda, müzikal gibi etkinliklerin yapılması ne derece doğru.

Para veren izleyici eğer o salonda sahneyi doğru dürüst göremiyorsa ortada büyük bir problem var demektir.

Videolardan birinde "4 bin lira verdim ama taburede oturuyorum" diyor bir seyirci.

Ama bu da olmaz.

Burada işi üstlenen organizatörün büyük payı vardır, bunu yazın bir kenara.