Contemporary İstanbul kapılarını açtı. Her yıl ilgililerinin merakla beklediği bir sanat fuarı Contemporary...
Ama bakın ilgililerinin diyorum. Çünkü her yıl bu kaliteli etkinliği aşağıya çekmeye çalışanlar oluyor.
Mesela gidiyorlar oraya hiçbir şeyden anlamıyorlar, anlamak zorunda da değil her giden.
Dolanmak, eserlere bakmak da yeterli olabilir, bu çok normal. Ama bahsettiğim tayfa gidiyor, önce bir dolaşıp fizibilite çalışması yapıyor...
Bakıyor, araştırıyor hangi eser önünde kalabalık var, hangisi ses getirir öğreniyor.
Sonra onların önüne geçip, sağa sola yatıp pozlar verip fotoğraf çektiriyor.
Sonra mı
Sonrası yok işte.
Tamam bitti, görev tamam.
Çektiği fotoğrafları 15-20 gün boyunca paylaşıyor sosyal medyasında.
Lütfen dikkat edin böylelerine sizin de çevrenizde vardır mutlaka.
Bir de bunların sergi alanına gidişi de önemli...
Denizden hele ki özel bir tekneyle falan yanaşırsan muazzam hava oluyor.
O zaman bir gidiş story'si falan da çekiliyor mutlaka.
Çok yaşayın siz.
Güldürüyorsunuz bizi.
Salah yaptı, Salah etti
◊ Salah yaylaya çıktı.
◊ Salah kuymak yedi.
◊ Salah hamsili pilavın tadına baktı.
Bunlar son zamanlarda çıkan hatta daha birçok kez çıkması muhtemel haber başlıkları.
Muhammed Salah, Trabzonspor'a gelince bambaşka sektörleri de hareketlendirdi haliyle.
Geçtiğimiz gün çıktığı yaylada oturduğu taş bile değerlendi düşünün...
Son olarak emlak sektörüne de el atmış. Daha doğrusu attırılmış.
Biri, 30 milyon lira değer biçtiği evinin ilan başlığına, "Muhammed Salah'a komşu ol" yazmış.
İlan ilgi görmüş doğal olarak.
Haber de olmuş her yerde.
Ama Salah'ın oturduğu evin yakınında falan değil satılık olan ev... Ev, Trabzonspor'un stadına 500 metre mesafede.
Komşuluk oradan geliyor yani.
Bu numarayı yiyen ya da yemek isteyen olur mu bilemem ama Salah efekti belli ki daha uzunca bir süre hissedilecek Trabzon'da...
Ayıba bakın
Organize sanayide simitçilik yapan gayet de düzgün tipli biri sosyal medyadan biriyle tanışıp buluşmuş.
Olur, normaldir.
Muhabbet ne iş yapıyorsun kısmına gelince adam da mesleğini söylemiş kadına.
Kadın şok.
"Ama yabancı dil biliyorsunuz" falan demiş.
E ne var bunda şaşılacak adam yetiştirmiş kendini.
Neyse günün sonunda hesaplar ödenmiş masadan kalkılmış.
Sonra ne olmuş
Akşam simitçi kardeşimizin telefonuna bir mesaj: "Bir daha görüşmek istemiyorum."
Adam 'simitçiyim' yerine 'simit fabrikam var' deseydi ya da şuranın yöneticisiyim, sahibiyim deseydi o mesaj gelir miydi

2