Ayıptır

Orkun Ün
Bugün
13

Adına 'aslan sütü' diyorlar, içiyorlar aslan kesiliyorlar.

Adına 'üzüm suyu' diyorlar, içiyorlar sağa sola küfrediyorlar.
Adına başka bilmem ne suyu diyorlar içiyorlar, 'sözde' kral oluyorlar.
Mesela, bilmiyorsan içmeyi içmeyeceksin.
Nerede gördük en son örneğini Eren Hacısalihoğlu'nda gördük, oyuncuymuş kendisi. Sergen Yalçın ile bir mekândan çıkarken kapıda onları magazin muhabirleri bekliyordu. Sergen'i bekliyorlardı aslında.
Bu da kendine pay çıkartmış ve arabaya doğru ilerlerken, muhabirlere ağza gerçekten hiç alınmayacak bir küfür ediyor. Sonra biniyor arabaya. 'Bize niye küfür ediyorsunuz' isyanlarına cevap bile vermiyor.
Çünkü muhtemelen farkında bile değil ne dediğinin. Nasıl çirkin, nasıl sakil durduğunu sonradan gördü mü bilemem. Ama yaptığı ayıbı ben izlerken utandım.
Hep sorarım ne sanar böyleleri kendilerini diye.
Hayır, mesleğinde bir gıdım ileriye gitmiş mi Yok. Gitmiş olsa dahi yapamaz ama gitmiş olsa inanın bu çiğlikleri yapmamak için kendini 100 kere eğitir, dişini sıkar susar falan.
Böyle devam edersen zaten muhabir arkadaşlarımız, bırakın onu gördükleri yerde çekmeyi koşarak kaçarlar yanından, sırtlarını dönerler ona.
Yapılması gereken de budur zaten.
Empati yeteneği olmayan, dışarıda bekleyen bir emekçiye böyle küfürler eden birinden oyuncu da olmaz zaten.

Haberin Devamı

Bu ne perhiz...

Mustafa Sandal'a bir 'saygısızlık' yapmıştı rap'çi LvbelC5...
'Onun devri bitti artık' gibi sözler söylemişti. Devri hiç bitmeyecek bir adama...
Neyse... Sonra Mustafa Sandal için yapılan Saygı konserine geldi sıra. LvbelC5 o konserde şarkı söylemek istemiş.
Hatta şarkısını da seçmiş, 'Araba'.
E ama zamanında saygısızlık yapmışsın sonrasında da 'saygı' adıyla verilen bir konserde sahneye çıkmak istiyorsun. Olmaz bu!
Zaten Mustafa Sandal ve ekibi de tam da bu gerekçeyle bu talebi reddetmiş.
Çok da iyi olmuş.
Yeri yoktu o sahnede
bence.

Origami usulü tasarım model

İstanbul'dan yola koyulan bir tasarımcı Melisa Erol. Kendi markası olan Atelier Zest'i çok önemli bir noktaya getirdi.
İstanbul'dan yola koyulan dedim çünkü sanırım uluslararası arenalarda da bizi temsil edecek kısa süre sonra.
Sıradan bir moda markası gibi görmeyin onun markasını. Kendini tekrar eden sektöre nefes oldu.
Özgün bir tasarım dili var. Mimari feminenlik diyor, yapısal denge diyor, heykelsi silüetler üzerine kurulu tasarımlar diyor.
Baksanıza sadece kıyafeti dikip geçmiyor, sadece tasarım bir elbise deyip susmuyor.
Yazının konusu ise Origami koleksiyonu... Çünkü o koleksiyon birçok kişi tarafından yazı konusu olmaya başladı.