Türkiye ve Yunanistan: Klavyeler alev alırsa

Yunan basını Türkiye'ye her zaman ilgilidir. Türkiye'yi adeta büyüteçle/ mikroskopla inceler, genellikle biraz korkutucu ve "öngörülmesi zor" olarak görürler. Yunanistan'ın köklü gazetelerinden Kathimerini'de 7 Haziran'da çıkan makale ise meseleye alışılandan farklı bir yerden bakıyor. "Sosyal Medya Çağında Kriz" başlıklı bu makale, iki ülke ilişkilerini değişik bir perspektifle ele alarak, olası bir Türk-Yunan krizinin, sosyal medya çağında nasıl tırmanabileceğine kafa yoruyor. İlk bakışta Yunan kamuoyuna dönük bir uyarı gibi görünen yazı, aslında Türkiye'den bakınca da oldukça "tanıdık" zaafları işliyor. Ege'nin iki yakasındaki ortak sorun, "soğukkanlılık eksikliği ve dijital öfke kültürü"...

Haberin Devamı

Yazı şöyle diyor: "Hem Yunanistan'da hem Türkiye'de, klavyeler kolayca alev alabiliyor." Yani: Bu saatten sonra, Ege'de çıkabilecek bir gerilim, yalnızca donanmaların, diplomatların, hükümetlerin gerilimi olmaz. Hemen sosyal medyanın, anonim hesapların, birkaç saniyede yükseliveren dijital linç dalgalarının kapıları açılır. Makale, geçmişte gazetelerin manşetleriyle, sonra özel televizyonların yayınlarıyla harlanan gerilimlerin, bugün çok daha tehlikeli bir zemine taşınabileceğini belirtiyor. Örneğin Kardak Krizi, televizyon çağına özgüydü. Gerilim o yüzden yavaş şekilde tırmanmıştı. Bugün benzer bir olay yaşansa; görüntüler, iddialar, sahte bilgiler, yapay zeka ürünü videolar, saldırgan şakalar, bel altı espriler derken her şey birkaç dakikada tamamen kontrolden çıkabilir. İki ülkede de milliyetçi refleksler eskisinden hızlı çalışıyor.

Yapay zeka çağı, hızı artırıyor. Ki Türk-Yunan krizleri zaten eskiden beri sadece askeri değil aynı zamanda psikolojik krizler. Bir kaya parçası, bir gemi hareketi, bir açıklama, bir harita, bir video, hemen sembolik anlam kazanır. O sembolün etrafında kamuoyu öyle örgütlenir ki, siyasetçilerin geri adım atması zorlaşır. Kathimerini'deki makalenin ana vurgularından biri, "Yunanistan'ın Türkiye'ye kıyasla ulusal disiplin ve güvenlik kültürü bakımından daha zayıf olduğu" yönünde. "Ne politikacılarımız ne de ilgili servislerin başkanları bu tür olaylarla başa çıkmaya hazır" diyen yazı, Yunan kamuoyunun ve siyaset sınıfının sosyal medya baskısı altında soğukkanlılığını kaybedebileceğinden endişeli: "Türkiye ile tırmanış durumlarında genellikle iki unsur felakete yol açar: Soğukkanlılık eksikliği ve kontrolsüz bölünme."(...) "Ülkemizin çıkarlarına aykırı durumlardan kaçınmaya değil, kimin daha büyük hain olduğunu tartışmaya odaklıyız." Tabii bizim kamuoyunun da sosyal medya krizlerine karşı bağışık olduğu iddia edilemez. Ege'de patlak verecek olası bir yeni gerilim, belki de savaş gemilerinin namlularının birbirine çevrilmesiyle başlamayacak. İlk "kurşun", bir sosyal medya platformunda, anonim bir hesaptan atılabilir.