Rapor içerik olarak olumlu

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un başkanlığında toplanan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu rapora son şeklini verdi. 60 sayfalık raporu özet olarak incelediğimizde, şimdiye kadar Türkiye'de özgürlük, demokrasi ve batı standartları açısından uygulamamız gereken asgari ölçüleri gündeme getirdiğini görüyoruz. Bir uzlaşma raporu olduğu için kesin hükümler içermiyor. Ama öneriler de bulunuyor.

Uzun lafın kısası: Meclis ortalamasının kabullenebileceği, yaklaşımıyla oldukça ileri bir raporla karşı karşıyayız. Ancak henüz uygulamaya geçmiş bir şey yok. Meclis'in bütününün altına imza atabileceği bir ortak metin hazırlanmış olması, ülkenin geleceği adına bir ilerleme sayılabilir. Bu komisyon, Kürt meselesinde çözüm için toplanmıştı. Bu meselenin yalnızca Kürt meselesiyle sınırlı tutulmasının mümkün olmadığı, bütünsel bir demokrasi paketine ihtiyaç olduğu ortaya çıktı. Öte yandan bazı geleneksel reflekslerimiz henüz iş teori aşamasındayken bile tartışmaları beraberinde getiriyor. Türkiye 200 yıldır özgürlükle güvenlik sıkıştırması altında. Bu komisyondan çıkabilecek muhtemel ilk adımlardan biri, infaz kanunu olacak. Şimdiye kadar infaz kanunları siyasilere yönelik aleyhte istisna hükümleri içeriyordu.

Haberin Devamı

Örneğin cinayet işlemiş sanıkla bir makale yazarı arasında devlet ikinciyi değil birinciyi seçiyordu. Rapora pozitif açıdan bakarsak: TCK, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın, ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi öneriliyor. Basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir, haberleşme sınırını aşmayan ve eleştiri amacını taşıyan düşünce açıklamalarının suç olmadığı hükme bağlanmalıdır deniliyor. Raporda bu kapsamda atılacak adımların hukuki güvence altına alınması ve uygulamada karşılaşılabilecek sorunların önceden düzenlenmesi hedefleniyor. Olumlu yönden bakıldığında iyimser bir görüntünün ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Ama sahadaki gerçeklik bu iyimser tabloya hak verecek bir noktada değil. Önümüzde çok ciddi zorluklar var. Raporun sonundaki paragraf da bu ortak çalışmanın henüz teorik aşamada bile ne kadar olumlu bir yaklaşım yarattığını gösteriyor: Toplumsal bütünleşmenin yalnızca hukuki ve idari düzenlemeleri değil, aynı zamanda kültürel, sosyal, psikolojik boyutları da kapsayan uzun soluklu bir çabayı gerektirdiği vurgulanıyor.