Orta sınıfa verilen söz tutulmadı

Ülkemizde, eğitimli ve kentli kesimin yaşadığı "sıkışma" çoğu zaman "Türkiye'ye özgü bir bozulma" gibi anlatılıyor. Üniversite mezunlarının iş bulamaması, çalışanların ev alamaması, gençlerin ailelerinden bağımsız bir hayat kuramaması genelde doğrudan "ülkenin yönetimine" veya "Türkiye'nin kendine özgü koşullarına" bağlanıyor. Ancak gerçekte Batı dünyası da tam olarak aynı şeyleri daha uzun bir süredir yaşıyor ve bu kriz öncelikle Batı dünyasının krizi.

İtalya'da bu hafta yayınlanan bir makale, meseleyi İtalyan perspektifinden ve İtalya'nın sosyoekonomik sıkışmasından yola çıkarak ele almış. Değindiği noktalar: 1. Demokrasiler ve özellikle de Batı demokrasileri geçmişte örtülü bir toplumsal sözleşme üzerinde yükseliyordu: "Çalışan insan düzgün bir hayat kuracak, tasarruf eden ev sahibi olacak, eğitim gören yükselecek ve çocuklar anne babalarından daha iyi yaşayacaktı.

Haberin Devamı

Ebeveynler yeterince fedakarlıkta bulunup çocuklarının eğitimlerine yeterince yatırım yaparsa, çocuklar iyi yerlere gelecekti. Toplumun katmanları arasında geçiş mümkün olacak, eğitimli orta sınıfın önü açık olacaktı." 2. Bugün kırılan, işte bu sözleşme. Avrupa'daki ve genel olarak Batı'daki orta sınıfın büyük bölümü mutlak anlamda yoksullaşmış olmayabilir. Hâlâ otomobili, telefonu, tableti, tatili, alışverişi, kafede geçirdiği zamanı, belli bir tüketim düzeyi olabilir. Fakat hayatları giderek daha kırılgan hale geliyor. 3. Konut meselesi bu dönüşümün en açık göstergesi.

Ev, geçmiş kuşaklar için çalışmanın ve biriktirmenin doğal sonucu sayılırdı. Bugünse eve erişim çok daha zor. Eğitim zaten eskisi kadar güçlü bir toplumsal asansör değil. Diploma, hâlâ bazı bireylerin hayatını değiştirebilse de artık geniş kitlelere istikrar, statü ve yükselme garantisi vermiyor. 4. Buna kamu hizmetlerindeki aşınma da ekleniyor. İnsanlar vergilerini ödedikten sonra kaliteli sağlık, eğitim veya bakım hizmetine ulaşmak için genelde bir kez de özel sektöre para vermek zorunda kalıyor. Böylece orta sınıf, yalnızca geçimini değil, geçmişte devletin sağladığı güvenceleri de kendi maaşıyla tekrar satın almaya çalışıyor.