Orhan Miroğlu

Orhan Miroğlu, Mardinli. Ömrü Kürt meselesinin barışçı çözümü için uğraşmakla geçti. Kürt Hareketinin simge isimlerinden Musa Anter'in yeğenidir. Bölgede yaşayan aydınların kaderini paylaştı. 50 yıllık çatışmalı sürecin bir numaralı tanıkları arasındadır. Hapishane, işkence hepsini yaşadı. Miroğlu, Suriye'de son günlerde yaşanan SDG ile Şam yönetimi arasındaki çatışmalar üzerine açıklama yapmak gereğini duydu. 25.-26. dönem Mardin AK Parti Milletvekili olan Miroğlu ne diyor: "Bir gün Aleviler, bir gün Dürziler, şimdi de Halep'te Kürtlere karşı sonuç vermeyecek askeri operasyonlar yaparak yeni bir Suriye yaratılamaz. Herkes kendini koruyacak güce sahiptir ve bu yolla istikrar sağlamak mümkün değil. Daha fazla kan dökülmeden müzakere ve diyaloga dönülmelidir." Orhan Miroğlu belli ki bugün uygulanan Suriye politikasını eleştiriyor. Aslında Türkiye Beşar Esad'ın kaçısından bu yana bölgede her zamankinden daha aktif bir siyasi izlemeye başladı. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) çözüm için muhatap kabul edildi. Onlara yönelik dışlayıcı dil bir ölçüde terk edildi.

Haberin Devamı

Türkiye, iki güç arasında imzalanan 10 Mart deklarasyonunun bir an önce uygulanmasını istiyor. SDG'liler ise Şam yönetimine askeri alan dahil her alanda teslim olmayı bugünün bölge koşulları içinde imkansız görüyor. Bu nedenle birlik oluşurken, kendi güvenliklerini de dikkate alacak bir çözüm arıyor. Bunca yıkıma ve şiddete uğramış, milyonlarca insanı yerinden yurdundan edilmiş bir bölgede "Halep'ten duyulan silah sesleri" tehlikenin sıcaklığını gösteriyor. Gerçekten kim orada saldırıya uğramış Aleviyi koruyacak Türkiye, bölgenin kilit ülkesi olarak, daha birleştirici yaklaşım sergiliyordu. Son dönemde bu yaklaşım değişti mi Ben sanmıyorum. Bölgede istikrarın Kürtleri de içine alacak bir çözümle mümkün olacağını en iyi bilecek ülkelerden birisi Türkiye. Orhan Miroğlu 50 yıla yaklaşan siyasi birikmiyle bu gerçeği en yakından görebilecek ismlerden. Miroğlu, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'ı Halep'teki çatışmalarda Kürtlere yönelik sözleri nedeniyle, eleştirdi. "Kürt anasını görmesin ittifakı hala etkindir. Kürtleri hedefe koyarak kamuoyunu Kürtler üzerinden oyalıyor. Hem çözüm sürecini baltalıyor hem de sürece karşı olan kamuoyunu büyütüyor." İnsan ister istemez, geçmiş 50 yılın bir kısa muhasebesini yapmaya çalışıyor. Türkiye'de Kürt kimliğinin inkar edilmesinin bedelini ağır bir fatura olarak ödedik. Onca tecrübenin sonunda Meclis'te bir irade oluştu. Geçmiş hatalardan çıkarılan derslerin ışığında bir "kardeşlik projesi" yerine getirilmeye çalışılıyor. Görüldüğü kadarıyla Suriye'deki gelişmelere tepki olarak yavaşlatma düğmesine basıldı. Birinci çözüm sürecinde de Suriye konusu kesilmeye neden olmuştu. Bedelini çok ağır ödedik. Bu kez daha deneyimliyiz. Ortak akılla yeni çözümler üretebiliriz.