Kürtlerin kafalarındaki soru işaretleri...

PKK'nın silahları yakması ve kendini fesh etmesi Kürtleri de Türkiye'yi de genel olarak bölge insanlarını da kısmen rahatlattı. Kürtlerin beklentisinin merkezinde, siyasi özgürlükler var. Yasal ve meşru Kürt partisinin var olabilmesini, siyaset yapabilmesini istiyor, Öcalan dahil cezaevindeki siyasi tutukluların serbest kalmasını bekliyorlar. Bir kesim sabırlı olmak gerektiğini, değişimin ve demokratikleşmenin kolay olmayacağını söylüyor. Bir kesim de umutsuzluk içinde. Şöyle soruyorlar: "Bunca acının, bunca haksızlığın karşılığı olarak sıfır elde var sıfırla bu defter kapatılacak mı"

Haberin Devamı

PKK'nın silah bırakması bir siyasi tercih veya zorunluluktu. Öcalan'ın tanımıyla o dönem sona erdi. Artık siyasi mücadele zamanı. Şu anki süreç, siyasi özgürlük girişiminin bir adımı. Kürtlerin kimliği ve varlığı konusundaki inkarcı, ırkçı tezler devlet nezdinde bile kabul görmüyor. "Kürt yoktur" iddiaları büyük ölçüde ortadan kalktı. Yahut marjinalleşme noktasına sıkıştı. Zaman zaman sosyal medyada yükselişe geçen Kürt karşıtlığının da reel hayatta herhalde o kadar büyük karşılığı yok. Öte yandan son zamanlarda Kürtler arasında çözüme yönelik adımları "uzlaşmacılık" olarak görüp eleştiren, çekingen bir dilde konuşan bir eğilim de ortaya çıktı. Aslında bu hep vardı. Ancak koşullar konuşmalarına uygun değildi.

Onlara göre hareket devlete güvenmekle hata etti: "Selahattin Demirtaş, cezaevinde çürüyor. Mahkeme kararına rağmen hapiste tutulmaya devam ediyor. Yüzlerce hasta, bakıma muhtaç tutuklu ve hükümlü hukuka aykırı gerekçelerle tahliye edilmiyor." Bazıları da özetle şunu söylüyor: "Bir şey kazanmadık. Her şeyi teslim ettik. Amerikan'nın oyununa geldik." PKK'ya, DEM Parti'ye güvensizlik ifade eden eğilim alttan alta kendini hissettiriyor. Hatta eleştirileri Öcalan'a kadar genişleten bireysel çıkışlara bile şahit oluyoruz.