Kadir İnanır'la son derin sohbetimiz

Kadir İnanır, toplumun değişik kesimlerine seslenebilmiş, ürettikleriyle kalıcı izler bırakmış bir sanatçımızdı. Hepsi birer toplumsal belge değerindeki filmleriyle anlamlı bir mirası gelecek kuşaklara armağan etti. Onun son filmi olan Kapı, onun Kürt meselesindeki tutumuyla da uyumlu bir yerde durur. Kadir İnanır, hayatı boyunca ezilenin, hakkı yenenin yanında olmayı önemsemişti.

Nihat Durak'ın 2019 yılında yönettiği, senaryosunu Filiz Üstün Durak'ın yazdığı Kapı, Mardinli Süryani bir ailenin dramını konu alır. Mardin'i ve kaybolan Süryani kültürünü odağına alan filmin çekimleri Midyat ve Savur ilçeleri ile Süryani köyü Killit'te, yani Dereiçi'nde yapılmıştır. Bu yönüyle film, Türkiye'de dışlanan, yerinden yurdundan edilen azınlıkların acılarla dolu öyküsüne odaklanır. Tabii ben Kadir İnanır filmografisinin daha çok "toplumsal ağırlığı ve sosyolojik mesajı yoğun" tarafına odaklıyım. Daha genç kuşaklar farklı açılardan bakabilir, daha değişik bir Kadir İnanır portresi çizebilirler. Örneğin Kadir İnanır'ın "ticari amaçlı" olarak tanımladığı film ve dizilerinde de şaşırtıcı noktalar, deneysel tatlar, film tekniği açısından ilginç boyutlar görebilirler.

Haberin Devamı

Biraz geriye gidersek... Pandemi yasakları sırasında, ülkenin tanınmış insanlarının eve kapanmayı nasıl karşıladıklarını okuyucularımızla paylaşmaya karar vermiştim. Önce Orhan Pamuk'u aradım. Sonra Nebahat Çehre, Halil Ergün ve başka isimlerle de görüşmeler yaptım. Yıl 2020'ydi. Kadir İnanır'la da konuştum, bu sürece ilişkin düşüncelerini aktarmasını istedim. Bana, "Bireysel mutluluk diye bir şey kalmadı. Zaten de temelde yoktu. Ama şimdi iyice açığa çıktı. Parası olan Londra'ya seyahat edemeyeceğine, istediği mağazadan alışveriş yapamayacağına göre..." dedi. Yaşadıkları yerin şehirden uzakta olduğunu ve karantina günlerinde birikmiş yazılarını, kitaplarını ve anılarını toparlama şansı bulduğunu söyledi. Ev işlerine de katıldığını ve Jülide Kural'a destek verdiğini belirten sanatçı, gündemi yakından takip ettiklerini anlattı. "Bütün yaşam unsurlarının ne kadar birbirine bağlı olduğu belirgin hale geldi. İnsanları barışa ve ortaklaşmaya çağırırken haklı olduğumuz da ortaya çıktı" dedi. Yerli kanallar yerine yabancı kanalları izlemeyi tercih ettiğine de değindi.