İtalyan solu ve Türkiye

Avrupa'da, sol, yön arayışı içinde. Ukrayna'daki ve Ortadoğu'daki cepheleşme, Avrupa Solu'nu bir kararsızlığın içine itiyor. Özellikle İtalyan ana muhalefetindeki son kriz, "solun hangi yöne yürüyeceği" sorusunu görünür kılıyor. İtalya'da bu bağlamda ilgi çekici bir ayrışma tablosu var. Bu tablo, biraz zorlarsak, CHP ile de bir simetri içinde değerlendirilebilir. İtalya'nın siyasi gündemini, ana muhalefet yani sol içindeki ayrışma oluşturuyor. Merkez solcu ana muhalefet partisinin önemli ismi ve Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Pina Picierno, "Demokratik Parti"den (PD) yani ana muhalefetteki merkez sol partiden ayrıldı. 1981 doğumlu Picierno, 2014'ten beri Avrupa Parlamentosu'nda. Picierno, AB yanlısı, reformist ve Ukrayna konusunda sert tutumuyla bilinen bir siyasetçi. Picierno'nun "Bu artık benim partim değil" demesi, kişisel bir kırgınlıktan çok, merkez solun geleceğine dair bir kavganın başlangıcı olarak tanımlanabilir. Bu tablo Türkiye'deki CHP gündemiyle yan yana okunabilir mi İtalya'da, Demokratik Parti'nin ideolojik yönü, tartışılıyor. Bu, Türkiye'deki şu anki CHP tartışmasından farklı. Yine de ortak soru benzer: Merkez soldaki en büyük parti, farklı kanatlarını aynı çatıda tutabilecek mi Kopuş, "yargı reformu referandumu"yla başladı...

Haberin Devamı

Başbakan Meloni, "yargıda tarafsızlık ve verimlilik" gerekçesiyle savcı-hakim sistemini yeniden düzenlemek istedi; muhalefetin büyük kısmı bunu yargı bağımsızlığını zayıflatacak ve hükümetin elini güçlendirecek bir hamle olarak gördü. Yani ana muhalefet "yürütmenin (yani siyasetin) yargıyı kontrolü altına alması"ndan korktu. Ana muhalefetteki PD'nin yönetimi "Hayır" çizgisindeyken, Picierno açıkça "Evet" diyerek, Meloni'yle aynı tarafta yer aldı. Bu tercih, "onun siyaseti daha reformist, daha uzlaşmacı bir yerden okuduğu" şeklinde yorumlandı. Sosyal medyadaki "Picierno, partiden çıksın" kampanyası, biraz da bu "evet"ten kaynaklandı. PD, İtalyan solunun farklı renklerini aynı çatı altında toplamaya çalışan bir "merkez sol ev" gibiydi. Son yıllarda ise parti daha aktivist ve daha keskin bir muhalefetle anılıyor. Bu çizgi parti tabanının bir bölümünü heyecanlandırıyor olabilir. Fakat Avrupa yanlısı, Atlantikçi, kurumsal ve reformist seçmeni uzaklaştırma riski taşıyor. Picierno da işte bu seçmeni temsil ediyordu. Picierno'nun ayrılışı, İtalyan Merkez Solu için ciddi bir kayıp. Onun 2024 Avrupa seçimlerinde aldığı yüksek tercih oyu, sadece Brüksel koridorlarında değil, seçmen nezdinde de karşılığı olduğunu göstermişti. Tabii şu soru da akla gelebilir: Picierno mu partiden (PD) ayrıldı, yoksa parti mi Picierno'nun temsil ettiği çoğulcu ve ılımlı merkez sol çizgiden uzaklaştı İtalya ile Türkiye arasında özdeşlik kurmak, yanıltıcı olabilir. İtalya'da tartışma sol muhalefetin ideolojik yönü, Avrupa çizgisi ve reformist kanadın parti içinde yer bulup bulamayacağı üzerinden ilerliyor. Türkiye'deki CHP tartışması ise yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde ana muhalefet partisinin aday tercihi, yargının müdahalesi ve Türkiye'deki demokrasinin geleceği etrafında şekilleniyor.