İsrail medyasında kaygılar

İsrail'in İran'a saldırısı, dünyada geniş tepkilere yol açtı. İsrail kamuoyunda da endişeler artıyor. İsrail'in içinde, kısmen de olsa, demokratik bir tartışma alanı var. Medyada "karşıt görüş"ler de yer alabiliyor; televizyon programlarına hükümet politikalarını eleştiren isimler çağrılabiliyor. Tabii şu gerçeği de unutmamak gerekiyor: İsrail nüfusunun yüzde 20'sini Araplar oluşturuyor.

Şu anki süreç bazı köşe yazarları tarafından "Netanyahu'nun tarihi liderliğinin kanıtı" olarak resmediliyor; kimilerince ise "tehlikeli bir kumar ve Washington'a bağımlı bir manevra" olarak niteleniyor. Operasyonun lehinde tavır alanlar "Yıkalım molla rejimini, fırsat bu fırsat" diyor.

Haberin Devamı

İsrail'de hareketli bir medya dünyası ve renkli bir basın var. İsrail gazetelerinin web sitelerindeki okur yorumları bölümleri de oldukça aktif; orada da yoğun tartışmalar yaşanıyor.

İsrail'in eski Washington Büyükelçisi Michael Oren, Netanyahu'nun saldırısını destekliyor ve onu, 1973 Yom Kippur Savaşı'nda ateşkes baskısına direnen eski Başbakan Golda Meir'e benzetiyor. Oren'e göre İsrail, uluslararası destek hâlâ sürerken, İran'ın nükleer tehdidini kökten ortadan kaldırma fırsatını değerlendirmeli. "Golda nasıl masaya kazanan taraf olarak oturduysa, Netanyahu da aynısını yapmalı" diyerek keskin bir kararlılık talep ediyor Oren.

Jerusalem Post yazarı David Brinn de tabloyu şöyle yorumluyor: İran'daki nükleer programı durdurarak "hayatının eseri"ni tamamlayan Başbakan Netanyahu, şimdi kenara çekilerek hem suçlamalardan kurtulabilir hem de "büyük koruyucu" unvanını sürdürebilir. Makale, "Netanyahu'nun istifasının toplumsal bölünmeyi yatıştıracağı" tezini yüksek sesle dillendiriyor.