Mersin Sanayici ve İş Adamları Derneği (MESİAD) Kurucu Başkanı Mustafa Güler'e Mersin'deki siyasi havayı sordum. Çerçeve yasanın çıkarılması konusunda bölgedeki yaklaşımı anlattı. Kendisi de Dersimli olan Mustafa Güler şunları söyledi: Şu anda sorunun aşılması yönündeki kaygılardan çok, siyasi kaygılar ağır basıyor gibi görünüyor. Bu nedenle insanların hem umutları hem de kaygıları var. Süreçten bütünüyle uzaklaşmak istemiyorlar ama ona gönülden bağlanabilecekleri bir zemin de göremiyorlar. Meselenin kapsayıcı ve süreklilik taşıyan bir çözüme kavuşturulması gerekiyor. Çok kültürlülüğün içselleştirilmesi lazım. Sadece Kürt meselesi değil, diğer toplulukların da sorunları var. Kimi siyasetler bu sorunlardan kendilerine siyasi sermaye üretiyor. Anadolu'nun çok kültürlülüğünü zenginlik olarak görmek gerekiyor.
Haberin DevamıDEMOKRATIKLEŞME BÜTÜNCÜL BIR TUTUMDUR
Demokratikleşme genel ve bütüncül bir tutumdur. Belirli bir kitle veya tek bir sorun için ele alınabilecek bir mesele değildir. Tahliye olanların hayata nasıl döneceği de ayrı bir mesele. Kapsamlı bir düzenleme yerine daha dar bir alandan başlanıyor. Türkiye'de Kürt sorunu neredeyse Cumhuriyet tarihi kadar eskidir. Tekleştirme yönünde adımlar atıldıktan sonra Şeyh Said olayı bir itiraz olarak ortaya çıktı. Diğer toplulukların sorunları da benzer biçimde tarihsel bir nitelik taşıyor. "Yurtta sulh, cihanda sulh" denildi. Cihanda sulh konusunda ne kadar başarılı olduk tartışılır ama yurttaki sulhu sağlayamadık. Paradigma değişikliğine ihtiyaç var. Dönemsel olarak biraz taviz vermek, meseleyi inceltip şerbet vermek gibi geçici yöntemlerle sonuç alınamaz. Mersin'deki genel havaya gelecek olursak... Mersin demokrat bir kenttir; insanlar kendi kimlikleriyle yaşar. Mersin; Kürt, Arap ve Türk nüfusun bir arada bulunduğu, bu üç etnik yapının belirgin olduğu büyük bir şehir. İnsanların kimliklerini gizlemeden yaşayabildiği ender şehirlerden. Farklı topluluklar arasında görece dengeli bir yapı bulunuyor. Mersin, Türkiye'nin geleceğinin bir prototipidir. Mersin'de de aynı ikilem yaşanıyor: İnsanlar umut etmek ve bu sorundan kalıcı biçimde kurtulmak istiyorlar. Fakat atılan adımların yaygınlığı ve sürekliliği konusunda kaygıları var. Yine de silahların bırakılması tartışılmaz bir gerçek. Silahların bırakılması, bir tarafı "Ben vazgeçtim, teslim oldum" deme zorunluluğundan kurtardı; diğer tarafa da meseleyi sona erdirme fırsatı verdi. Tabii bu gerçek bir uzlaşmanın sonucu değildi. Silah bırakmanın dinamiğiyle sorunun çözümünün dinamiği farklı. Ne olursa olsun, üç insanın tahliye edilmesi bile büyük bir kazanım. Fakat bunun kalıcılaşması gerekir: Şehit haberleri gelmeyecek, insanlar kaygı duymayacak. Ticaretin önündeki engeller azalacak. Aileler çocuklarını askere gönderirken endişelenmeyecek.

10