Fransa sağ gösterip sol vurdu

İngiltere seçimlerinin ardından Fransa'da da solcular önde. Aynı günlerde İran'da reformcu cumhurbaşkanı adayı seçimi kazandı. Türkiye'deki yerel seçimlerde de muhalefet öne geçti. Fransız seçimleri, uçurumun kenarında yapılan kritik bir seçimdi. Herkes şunu merak ediyordu: Fransız ırkçılığı, öteki kimlikleri düşman gören bir siyasi seçeneği iktidara taşıyacak mıydı

Dünyanın ezilenleri, yoksulları, istenmeyenleri; kendilerine yaşam alanı bulmak amacıyla dört bir taraftan Batı'ya yürürken, Avrupa, faşizme teslim olmanın sınırında, kritik bir seçime sahne oldu. Çaresizler, teknelerle bata çıka, TIR'larla, ölü ya da diri, aklın alamayacağı eziyetlere göğüs gererek, Batı'ya ilerliyor. Okyanusta boğulmaktan çekinmiyorlar. Tel örgüleri aşarak, denizde ve karada hayata veda ederek, geliyorlar. Özgürlükçü refah toplumlarının bir parçası olmayı umuyorlar.

strong class"read-more-detail"Haberin Devamı

Canını güvenlikli ülkelere atabilenler, ne kadar memnun İlk etapta, zenginlikten pay almaktan çok, sistemin ücretli kölelerine dönüşüyorlar. Avrupa'nın sağcılarına göre; Avrupa'daki kurulu düzeni solcular ve liberaller temsil ediyor. Yani sağcılar da kendilerince kurulu düzene isyan ettiklerini düşünüyor. Fransız seçimleri, önemli bir testti. Fransız halkı, bir kararın eşiğindeydi. İlk turun sonuçlarına bakanlar, Avrupa'yı sarabilecek bir faşizm ve nazizm tehlikesinden söz ediyordu.

Tabii, nazizm, yalnızca bir avuç şiddet yanlısı sağcının, yoksulları, esmerleri, yalnızları dışlaması, ezmesiyle sınırlı bir ideoloji değil. Nazizmin düşman tanımı çok daha geniş. Fransız ırkçılığının öncüsü Marie Le Pen, cumhurbaşkanı olmaya hazırlanıyordu. Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de önemli başarı kazanmışlardı. Le Pen, partinin genel başkanlığını 28 yaşındaki Jordan Bardella'ya devretmişti. O gece zafer konuşması yapmayı planlanlıyordu. Sol ittifakın lideri (LFI) Jean-Luc Melenchon'u hedef alan bir konuşma hazırlamıştı. Ancak dün akşam kimse ona mikrofon uzatmadı.