Cumhuriyet'in Kalemi: Yunus Nadi'nin Yaşamı ve Mücadelesi

"Dedem dünyaya geldiğinde, Osmanlı İmparatorluğu parçalanma ve yok oluş sürecine girmişti. 1876 yılında İstanbul'da üç ay içinde iki padişah tahttan indirilmiş, 31 Ağustos 1876'da ise II. Abdülhamid, üçüncü padişah olarak tahta çıkmıştı." Emine Uşaklıgil'in dedesi Yunus Nadi, 1879 yılında Mekri'nin, yani bugünkü Fethiye'nin Seydiler köyünde dünyaya geldi. Köyün nüfusu o dönemde bütünüyle Yörüklerden oluşuyordu. Torun Emine Uşaklıgil, Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan Cumhuriyet'in Kalemi Yunus Nadi – Yaşamı ve Mücadelesi adlı kitabında Yunus Nadi'yi, ailesini, dönemin siyasi atmosferini ve Cumhuriyet gazetesini anlatıyor. Yakın tarihimizin şekillenmesinde önemli ve etkin bir rol oynayan Cumhuriyet gazetesini, gazetenin kurucusu Yunus Nadi'yi ve ailesini anlamamıza yardımcı olan bir kitaptan söz ediyoruz. Kitap, okuru dönemin koşullarına doğru bir yolculuğa çıkarırken Yunus Nadi ile oğlu Nadir Nadi'nin İkinci Dünya Savaşı yıllarında nasıl görüş ayrılığına düştüklerini ve kimin hangi tutumu benimsediğini anlamak isteyen araştırmacılara da zengin malzeme sunuyor. Emine Uşaklıgil, Yunus Nadi'nin, oğlu Nadir'in Almanya ve Nazi rejimine yakın yaklaşımını tasvip etmediğini, ancak bu durum karşısında çaresiz kaldığını aktarıyor. Emine Uşaklıgil'in anne tarafından dedesi Yunus Nadi Abalıoğlu, baba tarafından dedesi ise Halid Ziya Uşaklıgil'dir.

Haberin Devamı

Başka bir deyişle, Cumhuriyet gazetesinin kurucusunun kızıyla Türk edebiyatının en ünlü romancılarından birinin oğlu evlenmiştir. Emine Uşaklıgil de annesinin Yunus Nadi'nin kızı, babasının ise Halid Ziya Uşaklıgil'in oğlu olduğunu anlatıyor. Bu durum, onun aile içinden aktardığı tanıklıkları daha anlamlı hâle getiriyor. Kitapta, bir köylü çocuğunun, hatta biraz daha ileri gidersek göçebe kökenli bir Yörük çocuğunun, dağ başındaki bir köyden çıkıp eğitim görerek önemli bir tarihsel kişiliğe dönüşmesinin öyküsünü izliyoruz. Bu arada yakın tarihimizin kırılma anlarını ve siyasi kavgalarını da farklı bir perspektiften gözlemleme fırsatı buluyoruz. Emine Uşaklıgil, dedesini olabildiğince nesnel bir dille değerlendirmeye çalışıyor. Sonuç olarak şu soruyu soruyor: "1924 yılında kurduğu Cumhuriyet gazetesi, uzun yıllar neredeyse devletin resmî sözcüsü hâline gelmiş, devletin ileri gelenleriyle iç içe geçmişti. Bu gazete, Türkiye tarihiyle özdeşleşirken toplum üzerindeki etkisi ne kadar güçlü olmuştu" Kitaptan bir bölüm: Halid Ziya ile Yunus Nadi dünür oluyor. 1934 yılıydı. Yunus Nadi, kızı Leyla ile sıkça yaptığı Ankara seyahatlerinden birinde Halid Ziya Uşaklıgil'in oğlu Vedad'la karşılaştı. Vedad, Leyla'yı dansa kaldırdı. Ardından birlikte büfeye gittiler ve uzun uzun sohbet ettiler. Vedad, Leyla'ya hayran kalmıştı. "Bülend'in alacağı kızı buldum," diyerek Leyla'yı kardeşiyle tanıştırmaya karar verdi. Kısa süre sonra Leyla ile Bülend'in nişanlanmasına karar verildi. Nişan Pera Palas'ta yapıldı. Fotoğraflarda Leyla büyüleyici görünüyordu. Nişanın ardından anne ile kızı, çeyiz hazırlamak üzere Paris'e gitti. Yunus Nadi, 8 Aralık 1934'te kızına yazdığı mektupta şöyle diyordu: "Siz orada alışveriş dışında tiyatroya filan gitmiyor musunuz Yahu, biraz sahne görün de öyle gelin. [...]" Leyla ile Bülend, Mart 1935'te evlendi. Düğünün Ankara'da yapılması planlanmış, Atatürk'ün de nikâh şahitliği yapması düşünülmüştü. Ancak Halid Ziya'nın eşi Memnune Hanım'ın ağabeyi Methi Bey'in kalp krizi geçirerek vefat etmesi üzerine düğün iptal edildi. Leyla ile Bülend sade bir nikâhla evlendi. Leyla, kısa süre içerisinde Ankara'nın parlayan kadınları arasında yerini aldı.