TBMM'deki Çerçeve Yasa konusunda yapılan oylamada alınan 467 evet oyu küçümsenmeyecek bir oran. Bu yüksek evet oyuna rağmen, bazı siyasetçilerde bir kafa karışıklığı ve kararsızlık görülüyor. Öte yandan, meseleyi halka danıştığınız zaman, sanılanın aksine genelde olumlu bir karşılık alıyorsunuz. Onca kışkırtma çabasına karşı toplum sükûnetini korudu, koruyor. Çözüm karşısındaki en büyük tedirginlik; doğrudan çatışmanın yükünü taşıyan insanlardan değil, meseleyi uzaktan yorumlayan çevrelerden geliyor. Biraz geriye gidelim: O çok karalanan, dışlanan, "yanlış yapıldı" denilen ilk Çözüm Süreci olmasaydı bugünkü neticeye ulaşmak mümkün olmayacaktı. Ki ilk Çözüm Süreci (2013-2015) döneminde de halk büyük ölçüde hazırdı.
Haberin DevamıKürtlerin yoğun olarak yaşadığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde destek oranı yüzde 90 civarındaydı. Benim de aralarında bulunduğum Karadeniz Akil İnsanlar Heyeti'nin çalıştığı bölgelerde ise destek yüzde 60'ların üzerindeydi. Ancak devlet içindeki güçler kendi aralarında anlaşamamışlardı. Fetullahçılar barış istemiyordu. Keza PKK da henüz silahları bırakacak olgunluğa gelmemişti... Devlet Bahçeli'nin yakın geçmişteki etkili çıkışıysa, devlet içindeki güçlerin de artık itirazdan vazgeçtiklerinin veya "artık vazgeçmeleri gerektiği"nin sinyalini verdi. Buraya bir günde gelinmedi. Yaklaşık bir yıl önce TBMM Başkanı tarafından Meclis'te kurulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu konuyla ilgili ayrıntılı bir çalışma yaptı. Öcalan'ın da sürece dahil olmasıyla PKK, silahların bütünüyle bırakılması noktasına geldi. TBMM Komisyonu 135 kişiyi dinledi.
Farklı görüşlerin rapora yansımasını sağlamaya çalıştı. Hemen hemen bütün partilerin katıldığı bu Komisyon, bugün önümüzde açılan yeni alanı hazırladı. Türkiye, bu sorunun çözümü yolunda attığı adımlarla orantılı şekilde demokrasiye doğru da bir hamle yapabilir mi Meclis'in iki ucundaki partiler, birlik ve barış konusunda ortak bir çözüme doğru yürüyebilir mi Bu alışılmadık durum hangi yeni kapıları açabilir Bunları zamanla göreceğiz. Ne olursa olsun, açılım çabasının bu noktaya gelmesi ve siyasetin artık bir çözüm üretmeye karar vermesi, umut verici. Çözüm çabasının güçlenmesi, bu ülkenin, yaşadığı zorlukları aşabilecek birikime sahip olduğunu gösteriyor. Zaman zaman halkın çözüm fikrine hazır olmadığı da öne sürülüyor. Yani bazı çevreler kendi kaygılarını halka mal edebiliyor. Oysa çatışmanın yükünü doğrudan taşıyan insanların önemli bir bölümü, çözümün teorisini tartışmaktan çok, silahların susmasını istiyor. Halk, kendisi adına endişelenenlerden daha soğukkanlı davranabiliyor. Sonuç olarak, bazı kesimlerin kuşku ve gerilimlerine rağmen, halk çözümü büyük bir oranda desteklediğini hissettiriyor. "Bize çözüm aramamız gereken yerlerde çözümü değil suçlayacak birini aramayı öğrettiler." Rosa Regas, İspanyol yazar

9