Çözüm Süreci olumlu yönde seyrediyor. İyimser taraftan bakarsak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Osman Kavala kararını da bu pencereden değerlendirebiliriz. Türkiye'nin AB ile ilişkileri, bir gelecek tasavvuru olarak hep önemli oldu. Türkler, Osmanlı İmparatorluğu dahil, hep yüzünü Batı'ya dönmüş, Batı uygarlığını bir hedef olarak önüne koymuştur. AB ile ilişkileri bir egemenlik konusu haline getirmekse gerçekçi değil. Unutmayalım, Türkiye NATO üyesi. Askerî ve ekonomik olarak Batı kampının içinde.
Haberin DevamıGEÇMİŞ YILLARA DÖNERSEK
2005-2006 yılları... Avrupa Birliği'nin (AB) merkezi Brüksel'le Ankara arasındaki ilişkiler olağanüstü olumlu. Türkiye'den gazeteciler, siyasetçiler, iş insanları, AB ile ilişkinin bir parçası olarak Brüksel'de Avrupa Parlamentosu binasının içinde koşturuyorlar. Türkiye'nin üyeliğinin bir an önce gerçekleşmesini istiyor, bekliyorlar. TBMM'den demokratikleşmeye ilişkin kanunlar çıkarılıyor. AB çevrelerinde de ihtiyatlı bir iyimserlik söz konusu... Kürt hareketiyle ilişkiler de olumlu seyrediyor. PKK'nın silah bırakması o günlerde de gündemin bir parçası. Cumhurbaşkanı seçiminin tırmandırdığı başörtüsü krizi de aşılıyor. Sonraki süreçte, AB ile ilişkileri sıkıntıya sokan temel meselelerden biri Kürt meselesi oldu. Terörle Mücadele Yasası (TMY), AB ölçülerine aykırı bulundu. Düşünce ile eylemi ayırt etmeyen hükümler içerdiği ifade edildi. Güvenlik bürokrasisi TMY'yi değiştirmek istemedi. Çözüm Süreci'nin kesintiye uğraması, Fethullahçıların darbe girişimi derken her şey altüst oldu. Şimdi ise yeniden olumlu bir ivme var. AB Kürtlerle ilgili yeni süreci olumlu karşılıyor ve destekliyor. AB ile ilişkileri bir gerilim konusu olmaktan çıkarabileceğimiz koşulların içindeyiz. Sürekli terörle hesaplaşma psikolojisi içindeki idare, yargı ve emniyet büyük bir yükten kurtuluyor. Devletin enerjisini olumlu alanlarda kullanabileceği bir duruma geliniyor. Bu süreç, eğer istenirse, iktidar-muhalefet ilişkisini düzeltmek açısından da bir yol açabilir. AİHM'de açılan davalar da Avrupa insan hakları standartları ve AİHM içtihadı ışığında yeniden değerlendirilebilir.

10