Devlet Bahçeli'nin "el sıkışalım" çağrısında bulunmasından bu yana, toplumsal bir kafa karışıklığı içine girdik. Çoğunluk "Tamam" derken, "Çözüm Süreci yeniden mi" diyerek tepki gösterenlerin ve "Yeter artık" çağrısında bulunanların sayısı da az değil.
"Çözüm Süreci" bazı çevrelerde hatırlanmak istenmiyor. Sonuç getirmediğini düşündükleri bu formülün bir kere daha denenmesine karşı olanlar, sert bir şekilde itiraz ediyor. Benim de çalışmalarına "Akil İnsanlar" heyeti üyesi olarak katıldığım "Çözüm Süreci" gerçekten bir felaket miydi Geçen 11 sene içinde hafızalardan pek çok gerçek silinip gitmiş bulunuyor. O döneme ilişkin bazı rakamları hatırlatmak isterim. 2 yıl boyunca (2013-2015) bölgedeki çatışmalarda bir gencimiz bile yaşamını yitirmedi.
strong class"read-more-detail"Haberin DevamıKişi başına yıllık gelir 12 bin 500 doların üzerine çıktı. Şimdi bir savaş alanı gözüyle bakılan "Kuzey Irak" ise o günlerde "Güney Kürdistan" diye anılıyordu. O dönemin YPG-PYD yapılanması, "dost" kategorisi içinde sayılıyor, bölgenin lideri Salih Müslim Ankara'da ağırlanıyor, DEAŞ'a karşı ortak planlar yapılıyordu. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya ile konuştum. Çözüm Süreci öncesi ve sonrasına dair farkları sordum. Şunu anlattı: Çatışmalar başlayınca bölgeye yatırımlar hemen sıfırlanmış. Diyarbakır'ın çatışmasızlık ortamında 400 milyon dolara çıkan ihracatı, bıçak gibi kesilmiş.
O rakamı 10 sene sonra ancak yakalayabildik. O dönemde Kuzey Irak, Türk ve Kürt yatırımcıların cazibe merkezine dönüşmüştü. Bölgedeki ekonomik büyüme, bölgenin zenginleşmesinin yolunu açmıştı. Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şırnak, Hakkari, Urfa gibi illerde, ekonomi, barış ikliminin etkisiyle canlanmış, şiddete yönelik eğilime tepki gelişmeye başlamıştı. Gerçekten de çözümü değil çatışmayı yeğleyenler giderek güçlerini yitirdi. Bugün Güneyoğu'da silah patlamıyorsa, bölge halkı "artık yeter" dediği içindir.

112