Rahmetli Mesut Yılmaz'ın "AB'ye giden yol Diyarbakır'dan geçer" demesinin üzerinden tam 27 yıl geçti. Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Erdal İnönü ve daha çok sayıda siyasetçi de az çok benzer sözler söyledi... Bizim kuşağın anıları artık "tarihten bir yaprak" hâline dönüştü. Hâlâ sorsanız çoğumuz meselenin ana fikrini biliriz: "Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı." O dönemde ulus devletlerin kuruluş ve kurtuluş hikâyeleri dört bir yanımızı sarmıştı. Afrika'da Lumumbalar, Asya'da Ho Chi Minh'ler, Latin Amerika'da Fidel Castro'lar, Che Guevara'lar ve daha nice kahraman... 20. yüzyılın sonuna geldiğimizde ise ulus devletlerin ve ulusal kahramanların hikâyesi artık bitmeye yüz tutmuştu. Bir anlamda devrini tamamlamıştı. O günden bu yana çok değişik hikâyelere tanık olduk, oluyoruz. Geçtiğimiz yüzyıl çok ilginç maceralarla doluydu. Liberalizm ile otoriterliğin hesaplaşması bir anlamda hâlâ sürüyor. Ulusalcılık ne kadar devam eder, daha ne kadar dayanır, kestiremiyorum. Arnavutluk, küçük bir ülke olmasına rağmen ilginç bir yakın tarihe sahiptir. Ben de tanıklık ettiğim bir Arnavutluk tecrübesini paylaşmak istiyorum. Arnavutluk'ta Enver Hoca isimli bir öğretmen, ideolojik ayrılıklar nedeniyle Rusya'ya savaş açmaya hazırlanacak kadar çılgındı.
Haberin DevamıMuhtemelen ismini Osmanlı Paşası Enver'den miras almıştı. O zamanki kavrayışımızla, bir avuç insan olarak dünyaları fethediyorduk. İdeolojik aykırılıklarımızı çok önemsiyor, bunlar uğruna ölümü göze alıyor, pire için yorgan yakacak ölçüde abesliklere mahkûm oluyorduk. Arnavutluk Emek Partisi'yle (AEP) ilginç hikâyelerimiz vardır. 12 Mart 1971 askerî darbesi dönemindeydik. Ben aranıyordum. Başkasına ait bir pasaportla Belçika ve Yugoslavya üzerinden Arnavutluk'a gittim. Tiran Havalimanı'nda AEP delegasyonu tarafından karşılandım. O günlerde "Üç Dünya Teorisi", Mao'nun ünlü devrim anahtarı gibiydi. Her kapıyı açan bir maymuncuk olarak görülüyordu. Arnavutlarla fikir alışverişinde bulunurken Üç Dünya Teorisi de gündeme geldi. Arnavutların bu teoriye karşı olduklarını biliyordum ama karşıtlıklarının bu kadar sert olduğunu bilmiyordum. Bir anda ortam değişti. Bu teorinin, dünyayı istila etmeye niyetli bir gücün yayılmacılığını kanıtladığını söylediler. Ben ortamı yumuşatmak amacıyla bazı girişimlerde bulunsam da fayda etmedi. Ancak ayrılık o dönemde henüz fazla derinleşmemişti. Bir arkadaşımızı Tiran Radyosu'nda Türkçe yayın yapması için gönderdik. Üç Dünya Teorisi meselesi giderek kızıştı. Enver Hoca askerî elbiseler giyiyor, söylemler sertleşiyor ve gerilim gittikçe artıyordu. Bir gün bir telefon geldi. Tiran Radyosu'na gönderdiğimiz arkadaşımız sınır dışı edilmiş, Yugoslavya sınırında Yugoslav yetkililere teslim edilmişti. Bugünse bambaşka bir dünyadayız... Arnavutluk Türk vatandaşlarının hala vizesiz girebildiği ender Avrupa ülkeleri arasında ve hızla gelişen bir turizm ülkesi. Kültürel olaraksa İtalya- Türkiye-Sırbistan karışımı bir ülke gibi. Öte yandan Trump'ın ve çevresinin de kendince projeleri olan bir ülke. Üç Dünya Teorisi ise büyük ihtimalle Arnavutluk'ta da tamamen unutulmuş bir konu.

15