Türk asıllı Alman siyasetçi Elif Eralp'in başını çektiği Sol Parti'nin Berlin'deki seçim zaferinden sonra bir Alman polisin WhatsApp paylaşımı şöyle oldu: "Berlin düştü." Welt'in 22 Eylül tarihli haberi, Berlin'deki bazı polislerin seçim sonucunu neredeyse bir felaket olarak karşılamasını işliyor. Bir tarafta değişim umudu, diğer tarafta güvenlik aygıtının içinden yükselen endişe...
Elif Eralp, Alman basınında, güvenlik-özgürlük dengesinde sadece özgürlük tarafını temsil eden ve güvenliği riske edebilecek yapıda bir siyasetçi olarak resmediliyor. Birçok kişi Elif Eralp'i New York'taki Zohran Mamdani'ye benzetiyor. O, gündelik hayatın pahalılığını siyasetin merkezine yerleştiren yeni kuşak bir solcu. Welt'teki bir başka yazı da zaten Eralp'in varlıklılardan daha fazla kaynak alarak geniş kesimleri rahatlatma iddiasına değiniyor. RBB'nin seçim öncesi portresinde ise üç avroluk yemekler, kira sınırlaması ve büyük şirketlerin konutlarını kamusal mülkiyete geçirme hedefi vardı. Eralp'in önündeki hedef, sosyal adalet vaadini kent yönetimine dönüştürmek. Ancak şöyle bir ikili gerçeklik var: Ucuz konut isteyen insan, akşam evine güvenle dönmek de istiyor. Fakat son Welt haberinde Elif'le ilgili gündem bundan daha başka bir noktaya kaydı: Welt'e göre, Eralp ve Sol Parti, polisin pahalı donanımlarına aktarılan kaynakların artışını durdurmayı, mümkün olan alanlarda polis faaliyetlerini sosyal hizmetlerle değiştirmeyi savunuyor. Berlin'deki Anayasayı Koruma teşkilatının (veya en azından onun istihbarat boyutunun) tasfiyesi de hedefler arasında. Polis sendikası temsilcileri ve konuşulan görevliler, bu yaklaşımın, organize suçla mücadeleyi zayıflatacağından kaygılı. Kamera sistemlerinin ve uzman birimlerin geleceği de masada. Polisler, aile temelli suç ağlarıyla mücadelede hareket alanlarının daralmasından korkuyorlar. Welt'te, Remmo ailesinin önde gelen ismi Issa Remmo'nun Sol Parti'nin seçim kutlamasında görünmesi ve milletvekili Ferat Koçak'ın Remmo'nun oğluyla yazışmaları da aktarılıyor. Bunlar Eralp'in suç örgütleriyle bağlantısının kanıtı sayılamaz. Ancak Issa Remmo, Berlin'de bazı üyeleri ağır suçlarla gündeme gelen geniş Remmo Ailesi'nin önde gelen ismi. Lübnan'dan Almanya'ya gelen ailenin bazı mensupları, Berlin'deki Bode Müzesi'nden 100 kilogramlık altın sikkenin çalınması ve Dresden'deki mücevher soygunu nedeniyle mahkûm edildi. Bu suçlar doğrudan Issa Remmo'ya yüklenemese de onun seçim kutlamasında görünmesi polis çevrelerinde tepki doğurdu. Ferat Koçak, yazıştığı Firas Remmo'nun kim olduğunu sonradan anladığını belirtti; organize suç çevreleriyle temasların haklı gösterilemeyeceğini söyleyerek bir süre geri çekileceğini ve iletişim biçimini gözden geçireceğini açıkladı. Aşırı sağcı AfD ise Elif'in ve partisinin planlarının şehrin güvenlik yapılarının içini boşaltacağını savunuyor. Partinin içişleri uzmanı Gottfried Curio, polis faaliyetlerini sosyal hizmetler ve diyalogla değiştirmek isteyenlerin suçla mücadeleyle ilgilenmediğini ileri sürüyor. Welt'in görüştüğü polislerin tepkilerini bütün teşkilatın ortak hükmü gibi okumamak gerekir. Bununla birlikte, güvenlik endişelerini yalnızca değişime direnç diye geçiştirmek, kolaycılık olabilir.

9