Aziz (Nesin) ağabeyle yaptığımız yurt içi ve yurt dışı yolculuklardan her seferinde tatlı hatıralarla dönerdim. Ondan öğrendiklerimi de okurlarla paylaşırdım. Böyle yolculuklardan hep bir mizah dersi alırdım. Bir bayram sabahıydı. Aziz Abi'nin 80 yaşına bastığı günlerdeydi. "Abi, yaşlanmayı nasıl hissediyorsun" diye sormuştum. Güldü; yüzü çocuksu bir hal aldı. "Bayram sabahı mahallede büyüklerimizin ellerini öperek topladığımız 5-10 kuruşlarla bayram yerindeki salıncaklara koşardık. Havalara uçmanın tadını çıkarırdık. Salıncakçının 'bitti' sesi, bu mutlu dakikaların sona erdiğinin işaretiydi. Tam bu sırada salıncakçı fazladan bir kez daha sallar ve şöyle derdi: 'Bu da cabası.' Bizim yaşlılığımız da hesapta olmayan 'caba' işte."
Haberin DevamıAziz Abi, "Cabasını yaşıyoruz. Yaşadığımız kârdır," diyordu. Bir keresinde, Avusturya'nın başkenti Viyana'ya, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin davetiyle gitmiştik. Cumhuriyet devrimlerini konuşmak ve tartışmak amacıyla, Türkiye'den üç konuşmacı davet edilmişti: Aziz Nesin, Oktay Ekşi ve ben. Bir Alman profesör ve Viyana Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı da ev sahibi olarak yerini almıştı. O günlerde Kürt meselesi ön plandaydı. Daha çok Kürtlerin hakları ve uğradıkları baskılar dile getirildi. Bölünme tehlikesinden söz edildi. Aziz Nesin ise meseleyi dil açısından değerlendirdi. Akşam yapılan toplantının en kritik yönü, Aziz Nesin'le Oktay Ekşi arasındaki polemikti.

10