Avrupa'da sandığın sultanı: AfD

6 Eylül Pazar günü iki gelişme yaşandı:

1) Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımı, Avrupa şampiyonu oldu.

2) Almanya'nın Sachsen-Anhalt eyaletinde aşırı sağcı AfD yüzde 44'le seçim kazandı.

İki manşet bizim basında pazarı pazartesine bağlayan gece boyunca yan yana durdu. Bizim için günün "büyük Avrupa olayı" Filenin Sultanları'nın zaferiydi. Türkiye Avrupalılığını skor üzerinden kanıtladığını düşündü belki. Avrupa ise bu kanıta pek bakmadı çünkü şu an ilgilendiği matematik bambaşka yerde: AfD'nin yakaladığı yüzde 44 oy oranında. Avrupa'da Türkiye'nin şampiyonluğu bazı istisnalar haricinde spor sayfalarında bile "tepeye" pek çıkmadı.

Haberin Devamı

Bazı spor sayfaları haberi hiç görmedi. Finalin diğer tarafı olan İtalya'da maçla ilgili yorumlar başka ülkelere oranla daha geniş yer bulsa da İtalyan gündeminde de şampiyonluğumuzun görünürlüğü sınırlı kaldı. İspanya'nın El País'inin spor sayfasında da şampiyonluğumuz önemsenmedi. Şu an Avrupa dosyası bambaşka bir yerde -Almanya'nın doğusunda ve AfD bağlamında- açık. AfD'nin ulaştığı oy, hepimizi ilgilendiriyor. Bu yüzden bu konuya olan yoğun ilgi anormal değil. Ama biraz abartı da söz konusu olabilir.

AfD hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinin manşetlerine olağanüstü bir genişlikle yerleşti. Ki seçimden bu yana birkaç gün geçti, Le Monde'dan El País'e, Financial Times'tan İtalyan gazetelerine kadar Avrupa basını AfD'yi son derece yoğun şekilde tartışmaya devam ediyor. Türkiye'de voleybol şampiyonluğu gündemden biraz inerken, Almanya'daki eyalet seçiminin yarattığı siyasi dalga hâlâ Fransa, İspanya, İtalya, İngiltere'de vb. ülkelerde yeni analizler doğuruyor.

Türkiye voleyboldaki başarısını büyüteçle gördü; Avrupa ise "AfD krizi"ni (biraz da anlaşılır şekilde) büyüteçle görüyor. Ki AfD'nin yüzde 44'ü gerçekten de dünya siyasetinde başlayan yeni bir dönemin işaret fişeği olarak yorumlanabilir. Avrupa'nın ilgilendiği tokat, bizim kızların attığı değil, AfD'nin merkez siyasete indirdiği tokat.