Anayasa mahkemesi ve demokrasi ilişkisi

Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya'nın, 64. Kuruluş Yıl Dönümü ve Ant İçme Töreni'nde yaptığı konuşma değişik yorumlara neden oldu. Başkan Özkaya'yı bir hukuk insanı olarak tanımamın yanı sıra kendisini aynı zamanda Tarsuslu bir hemşerim olarak yakından izlerim. Başkanlığa seçildiğinde kutlamak amacıyla kendisini ziyaret ettiğimde, "Anayasa Mahkemesi'nin yalnızca anayasal denetimle sınırlı olmayan önemli bir kurum olduğunu" anlatmıştı. Bireysel başvuru hakkının kabulüyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sistemin demokratikleşmesine katkıda bulunacak kararlar aldığına dikkat çekmişti. Özkaya konuşmasında, hâkimlik ve savcılığı yalnızca mevzuatı uygulama görevi olarak ele almadı. Bu mesleklerin "derin bir ahlaki ve vicdani sorumluluk alanı" taşıdığını vurguladı. "Hak arama" açısından en önemli gelişmelerden birisi Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvurularla ilgili yaptığı çalışmalar.

Haberin Devamı

Bu çalışmalar, bir hukuk devleti olma çabalarına önemli katkılarda bulunuyor. Bu yaklaşımda adalet, kuralların insan onurunu merkeze alan bir anlayışla yorumlanması ve yargısal işleyişin sağlıklı biçimde sürdürülmesiyle anlam kazanıyor. Anayasa Mahkemesi'ne (AYM) bireysel başvuru hakkının tanındığı 23 Eylül 2012'den 31 Aralık 2025'e kadar toplam 714 bin 774 bireysel başvuru yapıldı. Bu başvuruların 623 bin 88'i karara bağlanarak sonuçlandırıldı. Başvurular özellikle 2022 ve sonrasında ciddi artış gösterdi, 2024 yılında 70 binden fazla yeni başvuru yapıldı. Olağanüstü bir hak arama alanı olarak Anayasa Mahkemesi birçok haksızlığın giderilmesinde devlet kurumlarının denetlenmesinde bir rol oynuyor.

Özkaya hakim ve savcıların ahlaki sorumluluğuna, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesine, adil yargılanma hakkına ve hâkim-savcıların vicdani yükümlülüklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmada öne çıkan başlıklardan biri, "kul hakkı" meselesiydi. Özkaya, hâkim ve savcıların karar verirken mevzuatın yanında vicdan, ahlak ve hakkaniyet duygusunu da gözetmeleri gerektiğini ifade etti. Özkaya, yargı mensuplarına seslenerek, "Adaletin tesisinde hamasete, husumete, kindarlığa, kayırmacılığa ve hatta duygusallığa yer olmadığını asla unutmamalıdırlar" ifadelerini kullandı. Özkaya ayrıca, hâkim ve savcıların görevlerini yerine getirirken kişisel beklentilerden ve kaygılardan uzak durmaları gerektiğinin altını çizdi. Yargı görevinin, mesleki bilgi kadar ahlaki bir duruş da gerektirdiğini belirten Özkaya, yargı mensuplarının gösterişten, riyadan, haramdan ve yalandan uzak bir tutum içinde olmaları gerektiğini söyledi: "Üzerlerinde kul hakkı olmamalıdır. Kul hakkı çok önemlidir. İbadetle affolmaz. Dolayısıyla 1 gram helalin yıllarca peşinden koşmalı, meccanen 1 ton haram gelecek olsa ona sırtını çevirmelidirler."