Almanya'nın bir Friedrich Merz sorunu var. Yetmiş yaşındaki başbakan, Angela Merkel gibi bir kriz yöneticisi veya seçmenin duygusuna temas eden bir halk politikacısı olarak benimsenmeyi başaramadı. Uzun süre büyük şirketler dünyasında yöneticilik yapmış, varlıklı bir çevreden gelen Merz'in Almanlardan daha fazla çalışmalarını istemesi, hastalık izinlerini ve dört günlük çalışma haftasını eleştirmesi, ekonomik sıkıntı yaşayan insanlarda "yukarıdan ders veren demode patron" izlenimi yarattı. Merz, eski Almanya'nın çalışma disiplini ve sanayi gücü üzerine kurulmuş siyasetini temsil etmek istiyor olabilir fakat yönetmek zorunda olduğu Almanya daha yaşlı, daha güvensiz, daha parçalı ve ekonomik olarak çok daha kırılgan. Rusya-Ukrayna savaşı, bunun nedenlerinden sadece biri.
Haberin DevamıCDU Lideri ve Başbakan Merz için yaz tatili pek dinlendirici geçmedi. Daha bir buçuk yıl önce CDU/CSU'yu yeniden iktidara taşıyan lider, bugün Alman siyasetinin en zayıf başbakanlarından biri görüntüsünde. Merz'den memnun olanların oranı yalnızca yüzde 14. İktidardaki CDU/CSU yüzde 21'e gerilerken aşırı sağcı AfD yüzde 28'le açık ara öne geçmiş durumda. Halef Tartışması Daha vahim olan, CDU içinde halef tartışmasının şimdiden başlaması. CDU/ CSU Meclis Grubu Başkanı eşcinsel politikacı Jens Spahn bir süredir Merz sonrasının muhtemel isimlerinden sayılıyordu. Fakat Spahn ve eşinin ABD'de taşıyıcı anne yoluyla çocuk sahibi olması yani Almanya'da yasak olan ve kendi partisi CDU'nun da karşı çıktığı bir uygulamadan şahsen yararlanması, bir "çifte standart" tartışmasına dönüştü. Spahn temmuzda grup başkanlığından istifa etti.
Kulislerde şu an Kuzey Ren- Vestfalya Başbakanı Hendrik Wüst konuşuluyor. Wüst, merkez seçmene Merz'den daha rahat seslenebilecek bir isim. Alman basınında "Wüst beklediğinden erken başbakan olabilir" başlıklarının çıkması, ilgi çekici. Türkiye'de ise bunlar neredeyse hiç takip edilmiyor. Merz Türkiye'de güçlü bir "kavram"a dönüşmedi. Hendrik Wüst, Jens Spahn veya CDU içindeki diğer muhtemel halefler ise bizdeki geniş kamuoyu açısından tamamen yabancı isimler. Bunun bir nedeni, Türkiye'nin Almanya ile ilişkileri kişilerden çok devlet politikası üzerinden okuması. Berlin'de Merz'in yerine Wüst'ün veya başka bir CDU'lu ismin gelmesinin Türkiye- Almanya ilişkilerinde bir kırılma yaratması beklenmiyor. Fakat bu galiba biraz yanıltıcı bir rahatlık. Merz'in zayıflaması aşırı sağcı AfD'nin daha da güçlenmesiyle birlikte devam ederse, mesele yalnızca başbakanın kim olacağından çıkarak Türkiye kökenli milyonlarca insanı, göç politikasını ve Türkiye'nin Avrupa'daki siyasi hareket alanını doğrudan ilgilendiren daha büyük bir Alman siyaset depremine dönüşebilir.

3