27 Mayıs ve 12 Eylül Türk tipi iki darbe

12 Eylül 1980 Cuntası, 5 askerden oluşuyordu. 27 Mayıs 1960'ın kumanda merkezindeki Milli Birlik Komitesi'nde, başlangıçta, 38 subay vardı. Çeşitli tasfiyelerle 20 kişi kaldılar. İstedikleri kanunu anında çıkarıyorlardı. Uyguluyorlardı. Her iki darbe de yönetime el koyarken "en kısa sürede demokratik parlamenter rejime geçileceğini" vaat etmişti..

Bu vaadin anlamı, toplumsal meşruiyete günün birinde geri dönüştü. Ülkemizin siyaset geleneği, kim seçimleri kazanmışsa ülkeyi onun yönetmesi üzerine kuruludur. Zaten, askeri darbeye kalkışanlar, 200 yıllık Meclis geleneğini bildikleri için, önce "demokrasiye dönüş" sözü vermeyi gerekli görmüşlerdir.

Haberin Devamı

27 Mayıs'çılar, "parlamenter rejime dönüp dönmemek" konusunda bölündüler. 38 üyenin 14'ü bu yüzden tasfiye edildi. Askeri müdahaleden 16 ay sonra, Ekim 1961'de, seçime gidildi. Darbeyle devrilen ve idam edilen Başbakan Adnan Menderes taraftarı partiler, baskı ortamına rağmen, yüzde 50'ye yakın oy aldı. Bu, darbecilere bir dersti.

27 Mayıs Darbesi'nden 20 sene sonra, bu defa da 12 Eylül'cüler ortaya çıktı. Kenan Evren ve ekibi, iktidarı sivillere vermemek amacıyla bir emekli generale siyasi parti kurdurdu. Turgut Sunalp'in Milliyetçi Demokrasi Partisi, askeri yönetimi kalıcılaştırmayı amaçlıyordu. Sosyal Demokrasi Partisi'nin adayları, Erdal İnönü başta olmak üzere Milli Güvenlik Kurulu tarafından veto yedi. Yeni kurulan partilerin çoğunluğu kapatıldı. Geriye üç parti kaldı: Turgut Özal'ın ANAP'ı, emekli bürokrat Necdet Calp'ın Halkçı Parti'si, Sunalp'in MDP'si.

Darbeciler, MDP'ye seçimi kazandırmak için her türlü imkanı kullandılar. Tehdit, şantaj, parti kapatma, siyaseten yasaklama gibi değişik metotlar uyguladılar. Sonuç onlar için hüsran oldu. Seçmenler bir kez daha meşru olanı korumak için, parlamenter rejimin devamı için irade ortaya koydu. Üç parti içinde sivilleşmeye en yatkın parti yani ANAP seçimleri kazandı.