"Topkapı Sarayı'na bekliyoruz..."
Davet geldiğinde gerçekten heyecanlandım.
Çünkü ben müze gezmeyi çok seviyorum. Hatta gittiğim ülkelerde iki şeye özellikle bakarım: Hangi konserler var ve hangi müzeleri görebilirim
Dünyanın pek çok yerinde müze gezdim. Ama bazı insanların yaptığı gibi yurtdışındaki müzeleri ezbere bilip kendi ülkemdekileri ihmal edenlerden de hiç olmadım.
Bir müzede beni özellikle heyecanlandıran bir şey var:
Yeni açılan kapılar.
Daha önce görmediğimiz bir koleksiyonun depolardan çıkarılması, kapalı bir bölümün restore edilmesi, yıllardır bildiğimizi düşündüğümüz bir sarayın bize yepyeni bir hikâye anlatmaya başlaması...
İşte Topkapı Sarayı'nda bugünlerde yaşanan tam olarak bu.
Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan'la birlikte Hürriyet yazarları olarakMilli Saraylar İdaresi Başkanı Dr. Yasin Yıldız'ın ve Milli Saraylar Müzecilik ve Tanıtım Başkanı Adnan Gayhan'ın ev sahipliğinde Topkapı Sarayı'nı gezdik.
BİZ İLK GÖRENLERDEN OLDUK
Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan ile birlikte Hürriyet yazarları olarakMilli Saraylar İdaresi Başkanı Dr. Yasin Yıldız'ın ve Milli Saraylar Müzecilik ve Tanıtım Başkanı Adnan Gayhan'ın ev sahipliğinde henüz ziyaretçiye açılmamış galerileri gezdik.
Şahane bir gün geçirdik, unutulmaz anılar biriktirdik.
Yüzyıllar boyunca Osmanlı'nın para üretim merkezlerinden biri olan Darphane-i Âmire, çok kapsamlı bir restorasyon ve yeniden işlevlendirme sürecinden geçmiş.
Ve yıllarca depolarda bekleyen binlerce eser gün ışığına çıkmış.
Porselenler, hat eserleri, silahlar, haritalar, Darphane'nin üretim ve endüstri araçları...
FAVORİM PORSELENLER OLDU
Ekim gibi planlanan açılış öncesinde bunları görmek doğrusu insana ayrı bir heyecan veriyor.
Benim favorim galiba Porselen Galerisi oldu. Belki biraz kadın gözüyle baktığım için...
Haberin DevamıYaklaşık 5 bin parçalık seçkinin içinde özellikle Fransa ve Almanya'dan gelen porselenler karşısında uzun uzun durdum.
Bir anda kendinizi yalnızca Osmanlı tarihinin değil, dünyanın farklı merkezleri arasında kurulmuş büyük bir estetik alışverişin içinde buluyorsunuz.
Bir saray sofrasına ulaşan porselen bazen diplomasi anlatıyor, bazen ticaret, bazen dönemin zevkini...
İNSANIN YOL ARKADAŞI ATLAR
Silahların bulunduğu Esliha-i Hümâyun Galerisi'nin bana daha uzak olacağını düşünüyordum.
Fakat orada da iki şey beni yakaladı.
İlki, girişte karşıma çıkan zırhlı at ve süvarisiydi.
Atların savaşlarda kullanıldığı dönemleri düşündüğümde hem insanlar hem de atlar için içim burkuluyor.
Haberin DevamıAma hayvanların insanlarla olan yol arkadaşlığı da ayrı bir anlam taşıyor tabii.
İkinci obje ise devasa bir kaplumbağa kabuğundan yapılmış miğferdi.
İlk düşündüğüm şeyi itiraf edeyim:
"Umarım bu miğfer için zaten ölmüş olan kaplumbağanın evi kullanmıştır."
Tarihe bugünün vicdanıyla bakmak bazen böyle bir şey.
Bir objeye herkes başka yerinden yakalanıyor.
BEN BEŞ DEĞİL, '5+1' MÜZE GEZDİM!
Ve benim gezimin yıldızı galiba galerilerin içinde değil, dışındaydı.

29