Samimi bir Bodrum dizisi

Bodrum deyince çoğumuzun aklına ilk olarak yaz kalabalığı, beach'ler ve eğlence gelir.

Oysa Bodrum'un bir de başka yüzü var.

Köy kahveleri, sokak hayvanları, mahalle kültürü ve birbirini tanıyan insanların kurduğu o küçük kasaba hayatı...

İşte tam da bu tarafını anlatan ilginç bir projeyle tanıştırdı beni usta yapımcı, sinemacı, sevgili Sadık Deveci: "Bungoloo Bodrum".

Tamamen bağımsız bir YouTube dizisi.

Bodrum-Kızılağaç'ta yaşayan Fatih Aycı'nın bir köy kahvesinde arkadaşından duyduğu "YouTube'a dizi yapalım, benim neyim eksik" cümlesiyle başlamış hikâye.

Aycı'nın buna verdiği esprili cevap ise oldukça Bodrumlu: "Seninle kanatlı böcek belgeseli çekelim."

Bu diyalogla başlayan fikir zamanla gerçek bir projeye dönüşmüş.

Kendi çevresini organize ederek bir dizi çekmeye karar vermiş Aycı.

Sonuçta ortaya çıkan şey ise klasik bir "Bodrum dizisi" değil.

Haberin Devamı

"Bungoloo Bodrum", Ege'deki hayatın samimi ve biraz da absürt tarafını anlatan bir komedi.

Ama diziyi benim için farklı yapan bir detay var:

Hayvanlar.

Dizinin hemen her sahnesinde bir evcil hayvan görüyorsunuz. Köpekler, kediler...

O mahallenin gerçek sakinleri.

Zaten dizinin yönetmeni Fatih Aycı'nın da özellikle istediği şey bu: Bodrum'u sadece kartpostallardaki gibi değil, sokaktaki canlılarla birlikte anlatmak.

Aslında bu çok önemli bir bakış açısı. Çünkü bir şehri gerçekten tanımak istiyorsanız, o şehirde hayvanlarla insanların nasıl yaşadığına bakmanız gerekir.

Hayvanların dışlandığı şehirler vardır.

Bir de hayvanlarla birlikte yaşayan şehirler.

Ege'nin birçok kasabasında hâlâ ikinci model geçerlidir.

Kediler kahvede dolaşır, köpekler mahalleli tarafından beslenir, insanlar onları hayatın bir parçası olarak görür.

"Bungoloo Bodrum" da tam olarak bu kültürü gösteriyor.

Üstelik bunu didaktik bir mesajla değil, mizahla yapıyor.

Gerçek karakterlerden ilham alan hikâyeler, kasaba hayatının küçük absürtlükleri, tanıdık tipler...

Kısacası Bodrum'un turistik yüzünden çok arka bahçesini anlatan bir iş.

Dijital platformların dev bütçeli yapımları arasında böyle bağımsız projeler görmek bana her zaman umut veriyor.

Çünkü bazen en samimi hikâyeler, en büyük prodüksiyonlardan değil, bir köy kahvesinde kurulan hayallerden çıkar.