Sahibinin mezarına gömüldü

İlkler önemlidir, bu ilk Brezilya'dan.

Brezilya'da "Bob" adlı bir köpeğin sahibi ölüyor.

Bu hikâye biraz da HAÇİKO'nun hikâyesi gibi aslında.

Bob, hayatının geri kalanını kaybettiği sahibinin mezarının başında geçiriyor.

Bir gün, iki gün değil. 10 yıl.

10 yıl boyunca hiçbir yere gitmeden, hiçbir talepte bulunmadan, hiçbir şeyi sorgulamadan... Sadece bekleyerek.

Bizde de benzerleri vardı hatırlarsanız.

Ama Bob'unki başka bir yere evriliyor.

Bu hikâyenin en çarpıcı yanı da bu zaten, sadece duygusal olması değil; gerçek bir değişime yol açması.

Bob öldükten sonra sahibinin yanına gömülmesi talebi, Sao Paulo'da evcil hayvanların sahiplerinin yanına defnedilmesine izin veren bir yasanın çıkmasına neden oluyor.

Evet, Brezilya'da artık evcil hayvanların sahiplerinin yanına gömülmesine izin veren bir yasa var.

Haberin Devamı

Yani bir köpeğin sevgisi, bürokrasiye, kurallara ve sistemlere karşı galip geliyor.

Düşünün...

Bir hayvan, hayatı boyunca konuşamıyor ama öldükten sonra bile insanların dilini değiştiriyor.

Bob'un hikâyesi bana şunu düşündürdü:

Sadakat aslında karmaşık bir şey değil.

Biz onu karmaşık hale getiriyoruz. Hesaplarla, beklentilerle, egolarla...

Oysa bir köpek için sadakat, sevdiği yerde kalmaktan ibaret.

Gitmemek.

Vazgeçmemek.

Unutmamak.

Belki de dünyada en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak bu. Bob bunu başardı.

Sahibi için, belki de kimsenin yapamayacağı kadar büyük bir şey yaptı:

Onu hiç yalnız bırakmadı.

Ve sonunda, insanlar da onu yalnız bırakmadı.

Bir köpeğin kalbi, bir şehrin yasalarını değiştirdi. Ne diyeyim, bazen dünyayı değiştirenler, konuşanlar değil, sessizce bekleyenler oluyor.

Kedinin yası izin sayılacak

Bugünü yasa değişikliklerine ayırdım.

Yasa değiştiren bir başka hikâye de Finlandiya'dan.

Bu kez bir kedi üzerinden.

Bir kedinin ölümü bir insanın hayatını altüst edebilir mi

Cevap: Evet. Hem de sandığımızdan çok daha fazla.

Benzer bir hikâyeyi yıllar önce kör bir kedi sahiplendirdiğim Yağmur'da yaşamıştım. İlk kedisi Nony'yi kaybettiğini ağlayarak bildirmişti bana.