Oteller benim de hayatımın önemli bir parçası. Konserler, çekimler, seyahatler derken yılın azımsanmayacak bir bölümünü otellerde geçiriyorum.
Lobilerde bekliyorum, restoranlarında yemek yiyorum, odalarında hazırlanıyorum...
Ama ne kadar çok otelde kalırsak kalalım aslında o otellerin ne kadarını biliyoruz
Resepsiyonun arkasında neler oluyor
Odamıza çıktıktan sonra aşağıda nasıl bir hayat devam ediyor Kat görevlileri, bellboy'lar, barmenler, aşçılar, yöneticiler gün boyunca neler yaşıyorBizim küçük bir talebimiz otelin içinde nasıl bir zinciri harekete geçiriyor
İşte turizm yazarı Emir Hepoğlu tam da bu görünmeyen dünyanın kapısını aralıyor. 37 yılı aşkın süredir turizmin içinde olan Emir, yıllar boyunca binlerce otel görmüş, sayısız sektör çalışanıyla tanışmış ve doğal olarak inanılmaz hikâyeler biriktirmiş.
Şimdi bunları "Otel Faresi 2 – Otelleri Kullanma Kılavuzu" adlı kitabında toplamış.
Üstelik kitabın ilginç taraflarından biri, otelleri sadece anlatmaması. Bize biraz da "otel kullanmayı" öğretiyor.
Bellboy'a neden bahşiş verilir Açık büfede yaptığımız hangi davranışlar otel çalışanlarının hemen dikkatini çeker Barmenle doğru iletişim nasıl kurulur Erken rezervasyon gerçekten her zaman avantajlı mıdır Otelden ayrılırken odamızı nasıl bırakmalıyız Ve tatilde yaptığımız en büyük hatalar neler
Aslında bunlar yıllardır otellerde kalan insanların bile hiç düşünmediği ayrıntılar.
Emir'in sevdiğim tarafı da burada ortaya çıkıyor. Yukarıdan konuşan, "şunu yapın, bunu yapmayın" diyen bir turizm kitabı değil bu.
Gerçek olayların, insanların ve yıllar içinde biriken gözlemlerin arasından bilgiler çıkıyor.
Bazen gülüyorsunuz, bazen şaşırıyorsunuz, bazen de "Ben bunu yıllardır yanlış yapıyormuşum" diyorsunuz. Emir kitabını yazarken de otellerden kopmamış.
Kimi zaman bir otel lobisinin sakin bir köşesinde, kimi zaman bir odada, kimi zaman bir toplantı salonunda yazmış. Hatta anlattığı gibi, bazen üzerinde düşündüğü konunun kahramanı yanına kahve içmeye gelmiş ve aradığı bilgiyi ona doğrudan sormuş.
Bir yazar için bundan daha güzel bir çalışma ortamı olabilir mi Emir'in bir sözü kitabın ruhunu çok güzel anlatıyor:
"Her otelin anlatacak bir hikâyesi vardır. Ben sadece onları görünür hale getirdim."
Şahane, yeni başucu kitabımız budur.
Eleştiriyi değerli hale getirmek
Haberin DevamıYıllarca bana 'eleştirmeyen eleştirmen' dediler.Filmleri yerden yere vurmak yerine hep 'aslında şöyle çekilse daha iyi olurdu' gibi yaklaştığım için. Niyetim insanları sinemadan soğutmak değil, daha çok sevdirmekti.
Pixar'ın tekniğini uyguluyordum ben aslında.
Nasıl mı"Plussing" ile.
Kelime aslında çok basit bir şeyi anlatıyor:
Bir fikri eleştirirken onu eksiltmek yerine, üzerine bir şey koymak. Yani karşındaki insana "Bu olmamış" deyip kenara çekilmek yerine, "Bunu nasıl daha iyi hale getirebiliriz" diye düşünmek.
Kavramın kökleri Walt Disney'e kadar uzanıyor. Disney, yaptığı işlerin hiçbir zaman tamamen bitmiş olduğunu düşünmüyor, hep üzerine bir şey eklenebileceğine inanıyordu.

20