Geçenlerde Dr. Gökmen Güzel bana sincaplarla ilgili çok güzel bir bilgi gönderdi.
Altına da tek bir cümle yazmıştı:
"Belki de sadece fidan dikimini değil, sincap nüfusunun artışını da desteklemeliyiz."
Şahane fikir!
Biz insanlar doğayı korumak söz konusu olduğunda hemen projeler hazırlıyoruz.
Fidan dikiyoruz, kampanyalar düzenliyoruz, ağaçlandırma sahaları oluşturuyoruz.
Bunların hepsi elbette çok değerli. Ama bazen doğanın bizden milyonlarca yıl önce kurduğu sistemlere bakmayı unutuyoruz.
Mesela sincaplara...
Sincaplar kış için yiyecek biriktirirken meşe palamutlarını, cevizleri ve çeşitli tohumları toprağa gömüyor.
Üstelik tek bir yere değil, farklı farklı noktalara...
Sonra zamanı geldiğinde dönüp bu küçük depolarını bulmaya çalışıyorlar.
Ama hepsini bulamıyorlar.
Bazılarının yerini unutuyorlar.
Ve bizim "unutkanlık" dediğimiz şey, doğada bambaşka bir işe dönüşüyor.
Haberin DevamıToprağın altında kalan o palamutlardan bazıları baharda filizleniyor.
Küçücük bir filiz oluyor, sonra bir fidan, yıllar içinde de kocaman bir ağaç...
Yani sincap aslında orman ekiyor.
Bence hikâyenin en güzel tarafı da burada.
Biz doğayı korumaya çalışırken nedense hep insanın yapacaklarını konuşuyoruz.
Kaç fidan diktik
Kaç hektarı ağaçlandırdık
Kaç kampanya yaptık
Elbette hepsi çok önemli. Daha da fazlasını yapmalıyız.
Ama bir de doğanın kendi çalışanları var.
Hem de milyonlarca yıldır işlerinin başındalar.
Sincaplar tohumu taşıyor.
Arılar ve kelebekler bitkilerin çoğalmasına yardım ediyor. Kuşlar tohumları başka yerlere götürüyor.
Solucanlar toprağın yapısına katkıda bulunuyor.Kediler, köpekler, böcekler, mantarlar, mikroorganizmalar...
Hepsi çok değerli.
Biz fark etsek de etmesek de doğada inanılmaz bir iş bölümü var.
Üstelik kimse kimseye görev vermemiş.
Hepsi sadece kendi hayatını yaşıyor.
Ve kendi hayatlarını yaşarken dünyanın hayatını sürdürüyorlar.
Doğadan bir canlıyı çekip aldığınızda geride sadece onun boşluğu kalmıyor.
Bazen bütün sistemin bir parçasını yerinden oynatıyorsunuz.
Evet, fidan dikelim.
Hem de çok daha fazla dikelim.

31