Sana yazıklar olsun!

Gençlerbirliği-Fenerbahçe maçında tribünde yaşanan görüntüler, futbolun ne olmadığını bir kez daha yüzümüze vurdu. Babasının yanında onlarca insanın arasında Göktuğ adındaki küçücük bir Fenerbahçe taraftarı azarlanıp ardından polis eşliğinde üzerindeki forma çıkartıldı. İzlerken neye uğradığımı şaşırdım. Şenel Akdemir isimli o zorbanın bağrışını gördükçe, akli melekelerini yitirmiş bir şahsın tribünde onlarca kişi arasında nasıl olabildiğini anlamlandıramadım. Bir çocuğun formasını çıkartabilirsiniz.
Peki o çocuğun hafızasına kazınan korkuyu nasıl çıkaracaksınız O an sadece bir forma çıkmadı.
Bir çocuğun tribünlere dair inancı sarsıldı. Bir çocuğun futbol sevgisine gölge düştü. Belkide hayatı boyunca unutamayacağı bir korku yerleşti içine. Ve biz hâlâ "maç", "tribün", "taraftarlık" konuşuyoruz. Burada konuşmamız gereken şey taraftarlık değil. Burada konuşmamız gereken şey zorbalık. Benim açımdan bunun vicdani tarafı daha da ağır.
Gazze'de soykırımcı İsrail'in saldırıları nedeniyle hayatını kaybeden binlerce masum çocuğun görüntülerini izlerken hissettiğimiz o tarifsiz öfke ve çaresizlik, bana şunu düşündürüyor; 'Çocuğun masumiyetine yönelen hiçbir zulüm normalleştirilemez.'

Elbette savaşın ve Gazze'de yaşananların ölçeği, sonuçları ve insanlık dramı bambaşka bir yerde duruyor. Ama benim gözümde, masum bir çocuğu sırf kimliği, aidiyeti ya da üzerindeki sembol nedeniyle hedef haline getiren o zorbalık zihniyeti, nerede ve kimden gelirse gelsin aynı vicdani alarmı çaldırmalıdır.
Çocuklar bizim öfkemizin hedefi olamaz. Çocuklar bizim siyasi, sportif ya da ideolojik hesaplarımızın bedelini ödeyemez. Bir çocuğa yapılan kötülüğün bahanesi olmaz.
Şenel Akdemir'in, sağlık eğitimi ve yetkinliği olmaksızın çeşitli hastalıklara tuz ve ışık gibi yöntemlerle 'şifa' dağıttığına dair videolar ve birtakım hesaplar da sosyal medyada ortaya çıktı. Tüm sayfalarını gelen tepkiler üzerine dondurmuş. Sağlık konusunda ehliyeti ve bilimsel yetkinliği olmayan bu kişinin insanlara şifa vaat etmesi zaten başlı başına ciddi bir mesele.
İnsanlara şifa dağıttığını anlatan Akdemir, önce kendi öfkesine çare bulmayı neden düşünmemiş! Tuzla, ışıkla, sözle... Tribünde o küçücük çocuğun gözlerinin içine bakarak avazı çıkana kadar bağırdığında akıl yoksunu olduğu aşikar olan Akdemir, insanlara yardımcı olacağını anlatana kadar tuzlarla kendini tedavi etseymiş!

Bir çocuğu korkutmak marifet değildir. Bir çocuğu susturmak güç değildir. Bir çocuğun formasını çıkarttırmak da galibiyet değildir. Asıl yenilgi, yetişkin bir insanın küçücük bir çocuğa karşı kendisini dev aynasında görmesidir.
Burada Gençlerbirliği taraftarını, Gençlerbirliği camiasını bu davranıştan ayrı tutmak gerekir. Nitekim Gençlerbirliği Kulübü de yaşananları kınadı. Futbolun gerçek sahibi kulüplerin yönetim odalarında değil, tribünlerdeki o çocukların gözlerindedir. O yüzden şimdi sıra Fenerbahçe tribününde.

YALNIZ DEĞİLSİN GÖKTUĞ
Fenerbahçe Spor Kulübü; Göktuğ ve ailesini, salı günü oynanacak Olympique Lyon karşılaşmasında misafir edeceğini açıkladı. O minik taraftarımıza sadece bir forma değil, binlerce forma uzatılmalı. Binlerce insan ayağa kalkmalı. Bir çocuğa "Yalnız değilsin" denilmeli. Çünkü futbol bazen doksan dakika değildir. Bazen bir çocuğun omzuna konulan eldir. Bazen tribünde açılan bir pankarttır. Bazen binlerce kişinin aynı anda söylediği tek bir cümledir: "Senin forman bizim formamız."